Indir, Kroket
Kroket, ilk kez 18. yüzyılda Fransa’da oynanan ve 1850’lerde İngiltere’de yaygınlaşan bir açık hava oyunudur.
Genel Bakış
İkişer kişilik iki takım ya da iki kişi arasında, dört tahta topa uzun saplı tokmaklarla vurularak oynanır. Mavi ve siyah toplar bir takımın, kırmızı ve sarı toplar rakip takımındır.
Oyun Alanı
32 metre uzunluğunda ve 26 metre genişliğinde olan çim kaplı kortta 6 küçük kale ve 1 kazık vardır. Bunun yarısı büyüklüğündeki kortlarda da oynanabilir.
Nasıl Oynanır?
Kortun iki ucundaki başlangıç çizgilerinden yapılan vuruşlarla toplar sırayla oyuna sokulur. Amaç topları belirli bir sırayla kalelerden geçirdikten sonra kazığa çarptırmaktır.
Sırası gelen oyuncu bir vuruş yapar. Eğer bu vuruşla topu bir kaleden geçirirse, bir vuruş hakkı kazanır. Vurulan topun başka bir topa çarptırılmasına roket denir.
Roket yapan oyuncu iki vuruş hakkı daha kazanır. Bu haklardan ilkinde topunu daha önce vurmuş olduğu topun yanına koyar ve her iki topu birden hareket ettirecek biçimde vuruşunu yapar. Usta bir oyuncu bu vuruşla her iki topuda istediği yönlere gönderebilir. Bir oyuncu topunu öbür toplara vurdurarak ve kalelerden arka arkaya geçirerek kazandığı vuruşlarla rakiplerine sıra vermeden birçok sayı kazanabileceği gibi, topu bütün kalelerden geçirmeyi de başarabilir.
Her iki topuda sırayla bütün kalelerden geçiren ve sonunda ortadaki kazığa çarptıran takım oyunu kazanır. Topu altı kaleden sırayla geçirdikten sonra kazığa atmadan önce bütün kalelerden bir de ters yönde geçirmek gereklidir.
Indir, Mustafa Sait Yazıcıoğlu
Mustafa Sait Yazıcıoğlu (d. 1949, Sürmene, Türkiye), Türk siyasetçi.
Prof. Dr. Mustafa Sait Yazıcıoğlu, 22 Şubat 1949 yılında Trabzon’un Sürmene ilçesinde doğdu. Babasının memuriyeti sebebi ile ilkokul ve ortaokulu Milas’ta, liseyi 1967 yılında Aydın’da tamamladı.
1967 – 1971 yılları arasında Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nde lisans yaptı.
Bir yıla yakın bir süre Diyanet İşleri Başkanlığı merkez teşkilatında çalıştı.
1972 – 1977 yılları arasında Milli Eğitim Bakanlığı adına doktora öğrenimi yapmak üzere Fransa’ya gönderildi.
1975 yılında 4 aylık kısa dönem Yd.Subay olarak askerliğini tamamladı.
1977 yılında Dr. Asistan olarak Ankara Üniveristesi İlahiyat Fakültesine girdi.
1983 yılında “Matüridi ve Nesefi’ye göre insan hürriyeti kavramı” konulu teziyle Doçent oldu.
1988 yılında Profesör oldu.
17 Haziran 1987 - 3 Ocak 1992 yılları arasında 14. Diyanet İşleri Başkanı olarak görev yaptı.
14 Şubat 1993 yılında Cumhurbaşkanlığı kontenjanından Yükseköğretim Kurulu Üyeliğine atandı.
21 Temmuz 1994 tarihinde Ankara Üniversitesi İlâhiyat Fakültesi Dekanlığı’na atandı.
10 Mayıs 1996 tarihinde UNESCO Türkiye Milli Komisyonu Yönetim Kurulu Üyeliğine seçildi.
3 Kasım 2002 seçimleri ile AKP Ankara Milletvekili olarak TBMM’ye girdi.
5-10 Mart 2004 tarihinde İslam Konferansı Örgütü Parlamento Birliği (İKÖPAB) Türk Grubu Başkanlığı yaptı.
22 Temmuz 2007 seçimleri ile meclisteki görevine devam etti.
29 Ağustos 2007 yılında 60. hükümette “Devlet Bakanı” olarak görev aldı.
Evli ve iki çocuk babasıdır. Eski Valilerden Recep Yazıcıoğlu’nun kardeşidir.
“Matüridi ve Nesefi’ye Göre İnsan Hürriyeti Kavramı” isminde meb yayınlarından çıkan bir kitabı vardır.
Bazı yazıları:
- Hızır Bey ve “Kaside-i Nuniye”si
- Eş’arı’nin hayatı
- İnsan fiili ve bir Kur’ân-ı Kerim ayeti.
- Maturîdî kelâm ekolünün iki büyük siması: Ebû Mansur Maturîdî ve Ebu’l-Mu’in Nesefî.
- Mâturidî kelâmında insan hürriyeti meselesi.
- Hızır Bey ve “Kaside-i Nunîye”si
- İlâhiyat Önlisans Programı
- Cumhuriyetin 75.yılında Din Ögretiminde Yeni Hedefler
- La Critıque De L’Enseignem Et En Particulier Celui Du Kalâm
Bazı çevirileri:
- Gardet, Louis: İslam “din ilimleri” içinde ilm-i kelamın yeri üzerinde bazı düşünceler.
- Hanafi, H[asan]: Teoloji mi antropoloji mi?
Kaynaklar:
- http://www.divinity.ankara.edu.tr/tr/indir/makale52-88.pdf
- http://www.divinity.ankara.edu.tr/tr/indir/bibliyografya.pdf
- http://www.divinity.ankara.edu.tr/tr/indir/tez.pdf
- http://www.kimkimdir.gen.tr/kimkimdir.php?id=1867
Indir, Yaralı Diz Katliamı
Wounded Knee Katliamı, (Türkçe’de “Yaralı Diz” anlamına gelir) Lakota Siuları ile Birleşik Devletler arasındaki son büyük çatışmadır. General Nelson A. Miles tarafından Yerli İşleri Komisyonuna yazılan bir mektupta çatışma sonrasındaki olaylar katliam olarak nitelendirilmiştir.
Konu başlıkları |
Katliam
1890′da ABD hükümeti Amerikan yerlileri (Kızılderili) arasındaki “Hayalet Dansı” nın bir savaş dansı olduğundan şüpheleniyordu. Ancak bu dans Kızılderililer için kutsal bir seremoni idi ve bazı yerliler ellerinden alınan haklara bu kutsal dansı icra ederek kavuşacaklarına inanmışlardı. Savaş Bakanlığı yerlilerin bir isyan hareketine kalkışacakları düşüncesiyle 7. Süvar alayını Pine Ridge ve Rosebud bölgelerindeki Lakota yerlilerinin kamp yerine göndermiş, bu kutsal dansı icra edenleri tutuklamak istemişti.
29 Kasım 1890′da Birleşik Devletlerin beş yüz kişilik 7. Süvari alayı Minneconjou Lakota yerlilerinin kamp yerlerini çevirmiş ve çıkan çatışmada yirmi beş süvariye karşılık, aralarında altmış iki kadın ve çocuğun yer aldığı 153 Siu öldürülmüştür. Ancak çatışma sırasındaki kargaşada tam olarak kaç kişinin öldüğü bilinmemektedir.
Dee Brown 1970 yılında yazdığı Bury My Heart at Wounded Knee adlı incelemesinde (Türkçe’ye Kalbimi Vatanıma Gömün olarak çevrilmiştir) Kristof Kolomb’un İspanya Kraliçesine Kızılderililerle ilgili şunları yazdığını aktarır: “Yeryüzünde bunlardan daha iyi bir ulus bulunmadığına Majestelerin önünde ant içebilirim. Komşularını kendileri kadar seviyorlar, konuşmaları son derece tatlı ve kibar, konuşurken hep gülümsüyorlar.” Ancak sözlerine şöyle devam eder: “Elli adamla bu halkın hepsini boyunduruk altına alabilir ve onlara her istediğimizi yaptırabiliriz.”
1890′da Wounded Knee’deki Siu katliamı Kizilderili özgürlüğünün sembolik olarak sonu oldu. Katliamı yaşayan Kara Geyik o gün bir başka şeyin daha öldüğünü söyler:
“O zaman kaç kişinin öldüğünü anlayamamıştım. Şimdi kocamışlığımın şu yüksek tepesinden gerilere baktığımda, yerde birbirleri üzerinde yığılı duran boğazlanmış kadınları ve çocukları hâlâ o genç gözlerimle görebiliyorum. Ve orada, o çamurun içinde bir şeyin daha öldüğünü ve o kar fırtınasına gömüldüğünü görebiliyorum. Evet, bir halkın düşü öldü orada…”
Bu katliamı yaşayanlardan biri, Gelincik Louise yaşadıklarını şöyle anlatıyordu:
“Kaçmaya çalıştık. Ama yaban sığırı gibi bir bir vurdular bizi. Beyazların içinde de iyi insanlar bulunduğunu biliyorum, ama kadınları ve çocukları da vurduklarına bakılırsa askerler çok kötü insanlar olmalı. Kızılderili askerler beyaz çocuklara asla böyle yapmazlardı.”
Katliam sonrası
Amerikan Ordusu katliam sonrasında ölüleri gömmek için sivil vatandaşlar kiraladı. Savaş meydanına gelenler soğuk havada 84′ü erkek, 44′ü kadın, 18′i çocuk Lakota cesedi ile karşı karşıya kaldı. Katliamdan yaralı kurtulan 7 Lakotalı Wounded Kne Creek bölgesindeki Pine Ridge hastanesinde öldü.
General Nelson Miles, katliamın sorumlusu Albay Forsyth’ı görevden almış, Askerî Araştırma Mahkemesi taktik hatasından dolayı kendisini eleştirmiş ancak yine de mahkemede hakkında beraat kararı çıkmıştır.
Daha sonra The Wonderful Wizard of Oz’un yazarı olarak ünlenecek olan genç editör L.Frank Baum 3 Ocak 1891 yılında Aberdeen Saturday Pioneer’da şunları yazmıştı:
“Öncüler daha önce güvenliğimizin tek yolunun Yerlilerin tamamen yok edilmesine bağlı olduğunu ilan etmişlerdi. Asırlardır onlara karşı hata edip durmaktansa medeniyetimizi korumak adına daha büyük bir hata yapıp bu evcilleşmeyen ve evilleştirilemeyen yaratıkları dünya üzerinden tek bir iz kalmamacasına yok etseydik daha iyi yapardık. Biz sıradan insanlar ve beceriksiz komutanların emri altındaki askerler için gelecek güvenliğimiz bunda yatmaktadır. Aksi takdirde gelecekte de geçmişte olduğu gibi kızılderililerle tümüyle sıkıntı yaşayacağımızı bekleyebiliriz.”
Yirminci yüzyılın sonlarında Wounded Knee Katliamına karşı protesto sesleri daha da yükselmiş, tarihçi Dee Brown aynı adla bir kitap yazmış, Buffy Sainte-Marie ise protest bir müzik bestelemişti. Ünlü oyuncu Marlon Brando 1973′de Baba (The Godfather) filmindeki rolüyle en iyi erkek oyuncu dalında verilen Oskar ödülünü Yaralı Diz Katliamı sebebiyle reddetmişti. 27 Mart 1973′teki ödül törenine kendi adına konuşma yapması için Sacheen Littlefeather adlı Kızılderili genç bir kadını gönderdi. Brando’nun kaleme aldığı, genç Kızılderilinin zaman darlığı nedeniyle tümünü okuyamadığı yazının bir bölümü şu şekildeydi:
“Marlon Brando… benden zaman darlığı ile şu anda sizinle paylaşamayacağım uzun bir konuşma yapmamı istedi ancak basınla paylaşmaktan memnuniyet duyacağım şey şu ki o… çok üzülerek bu cömert ödülü kabul edemiyor. Ve bunun sebebi de… günümüz film endüstrisinin …beni affedin.. ve televizyonlardaki filmlerdeki yeniden çevrimlerde Amerikan Yerlilerine yaptıkları ve Wounded Knee’deki son olaylardır. Bu akşam aranızda bulunamadığım için beni affedin gelecekte kalplerimiz ve anlayışlarımızda sevgi ve cömerlikte biraraya geleceğiz. Marlon Brando adına sizlere teşekkür ederim.”
Littlefeather, zaman darlığı sebebiyle tamamını okuyamadığı konuşmanın tam metnini basına dağıtmıştır. Brando’nun basına dağıtılan metininden bir bölümün çevirisi;
“200 yıl boyunca toprağı, ailesi, ve özgür olma hakkı için savaşan Yerli halka şöyle dedik: “İndir silahını arkadaş gel birlikte oturalım. İndirirsen eğer silahını arkadaş senle barıştan söz ederiz, senin hayrına anlaşırız birlikte.” Silahlarını indirdiklerinde onları katlettik biz. Onlara yalan söyledik. Onları topraklarından koparmak için kandırdık. Onları açlığa mahkum ettik ki antlaşma dediğimiz ama hiçbir zamanda andımıza sadık kalmadığımız o hileli anlaşmaları zorla imzalasınlar. Onları, yalnızca yaşamın anımsayacağı kadar uzun bir süredir yaşam vermiş bu kıtada dilencilere döndürdük. Ve tarihi istediği kadar çarpıtılmış dahi olsa nasıl yorumlarsanız yorumlayın: Biz doğru yapmadık. Ne adil davrandık ne de dürüst. Onlara karşı ne haklarını iade etmek zorundaydık ne de anlaşmalarımıza sadık kalmak, çünkü gücümüzün üstünlüğü bize diğerlerinin haklarına saldırma, mallarını gaspetme, yalnızca yaşamlarını ve özgürlüklerini savunmaya çalışırken onların yaşamlarını ellerinden alma hakkını sağlıyordu ki onların erdemleri suça dönüşürken bizim ahlâksızlıklarımız erdem oluyordu.
Fakat öyle bir şey var ki bu sapkınlığın ulaşamayacağı, o da tarihin büyük hükmü. Emin olun ki tarih bizi yargılayacaktır. Ama umurumuzda mı? O nasıl bir ahlâki şizofrenidir ki tüm dünyanın işitmesi için ulusumuzun en tepesindeki sesle ciğerlerimiz patlayana kadar bizim taahhütlerimizi tuttuğumuzu haykırırız da tarihin tüm sayfaları, Amerikan Yerlilerinin yaşamındaki son 100 yıl boyunca geçirdikleri tüm o aç, susuz günler ve geceler bu sesin dediklerinin tam zıttını söyler……..”
Kaynakça
- Wounded Knee Massacre Wikipedi maddesi
- Birikinti-Kalbimi Vatanıma Gömün
- Massacre At Wounded Knee
- The Wounded Knee Massacre
- Marlon Brando’nun Oskar Töreni Konuşması
- Wounded Knee Fotoğrafları
Konuyla İlgili
- Brown, Dee. Bury My Heart at Wounded Knee: An Indian History of the American West, Owl Books (1970). ISBN 0805066691.(Kitap Türkçe’ye de çevirilmiştir. Dee Brown, Kalbimi Vatanıma Gömün, E Yayınları, Çev. Celal Üster 1993. ISBN 9753900406)
- Coleman, William S.E. Voices of Wounded Knee, University of Nebraska Press (2000). ISBN 0803215061.
- Smith, Rex Alan. Moon of Popping Trees, University of Nebraska Press (1981). ISBN 0803291205.
- Utley, Robert. The Indian Frontier 1846-1890, University of New Mexico Press (2003). ISBN 0826329985.
- Utley, Robert. Frontier Regulars The United States Army and the Indian 1866-1891, MacMillan Publishing (1973).
- Yenne, Bill. Indian Wars: The Campaign for the American West, Westholme (2005). ISBN 1594160163.
Bağlantılar
- Wounded Knee Museum
- Wounded Knee Fotoğrafları
- General Miles’in Raporu
Indir, Kroket
Kroket, ilk kez 18. yüzyılda Fransa’da oynanan ve 1850’lerde İngiltere’de yaygınlaşan bir açık hava oyunudur.
Genel Bakış
İkişer kişilik iki takım ya da iki kişi arasında, dört tahta topa uzun saplı tokmaklarla vurularak oynanır. Mavi ve siyah toplar bir takımın, kırmızı ve sarı toplar rakip takımındır.
Oyun Alanı
32 metre uzunluğunda ve 26 metre genişliğinde olan çim kaplı kortta 6 küçük kale ve 1 kazık vardır. Bunun yarısı büyüklüğündeki kortlarda da oynanabilir.
Nasıl Oynanır?
Kortun iki ucundaki başlangıç çizgilerinden yapılan vuruşlarla toplar sırayla oyuna sokulur. Amaç topları belirli bir sırayla kalelerden geçirdikten sonra kazığa çarptırmaktır.
Sırası gelen oyuncu bir vuruş yapar. Eğer bu vuruşla topu bir kaleden geçirirse, bir vuruş hakkı kazanır. Vurulan topun başka bir topa çarptırılmasına roket denir.
Roket yapan oyuncu iki vuruş hakkı daha kazanır. Bu haklardan ilkinde topunu daha önce vurmuş olduğu topun yanına koyar ve her iki topu birden hareket ettirecek biçimde vuruşunu yapar. Usta bir oyuncu bu vuruşla her iki topuda istediği yönlere gönderebilir. Bir oyuncu topunu öbür toplara vurdurarak ve kalelerden arka arkaya geçirerek kazandığı vuruşlarla rakiplerine sıra vermeden birçok sayı kazanabileceği gibi, topu bütün kalelerden geçirmeyi de başarabilir.
Her iki topuda sırayla bütün kalelerden geçiren ve sonunda ortadaki kazığa çarptıran takım oyunu kazanır. Topu altı kaleden sırayla geçirdikten sonra kazığa atmadan önce bütün kalelerden bir de ters yönde geçirmek gereklidir.
Indir, Bana Old and Wise’ı Çal (film)
Bana Old and Wise’ı Çal, Çağan Irmak’ın 1998 yılında çektiği kısa film. Film, televizyonlarda yayımlanmamış, gösterimi festivallerle sınırlı kalmıştır. Ancak, Çağan Irmak’ın izniyle, bir internet sitesinden indirilebilir durumdadır.
Başrollerinde Derya Alabora ile Erkan Can’ın oynadığı film, Irmak’ın sonradan senaryosunu yazacağı gerilim serisi Kabuslar Evi’nin ilk ipuçlarını vermektedir.
Konu başlıkları |
Konusu
Oğuz, gece saatlerinde program yapan bir radyo programcısıdır. Bir gece, Onur adında bir adam, kendisinden Eda adında bir kadın için The Alan Parsons Project’ten Old and Wise adlı şarkıyı çalmasını ister. Ertesi gün programı dinleyen arkadaşı Zuhal bunu kendisine anlattığında, Eda çok şaşıracaktır. Çünkü, bu kendisiyle Onur için özel bir parçadır; fakat, Onur bir süre önce ölmüştür.
Oyuncular ve Karakterler
- Derya Alabora - Eda
- Erkan Can - Oğuz
- Tomris İncer - Oğuz’un annesi
- Nedim Doğan - Çaycı
- Naz Önel - Zuhal
Notlar
- Çağan Irmak, bu filmi çekmeden önce Şaşıfelek Çıkmazı dizisinde yönetmen Mahinur Ergun’un asistanlığını yapmıştır. Bu dizinin de başrol oyuncusu Derya Alabora’dır.
- Irmak, filmi daha önce Kabuslar Evi projesinin bölümlerinden biri olarak tasarlamıştır. [1]
- Yönetmenin, bu filmin dışında Ege Üniversitesi Basın Yayın Yüksek Okulu Radyo Televizyon Bölümü’nde okurken çektiği ve Sedat Simavi Ödülü ‘ne layık görülen Masal ve Kurban adlarında iki kısa filmi daha bulunmaktadır. [2] [3] Bu filmin ardından, Irmak, uzun metrajlı film ve dizi çalışmalarına ağırlık vermiştir.
Ödül
- İFSAK Kısa Film Festivali Birincilik Ödülü, 1998 [4]
İndir
- benimsinemalarim.com - Filmin indirilebileceği web sayfası. (Çağan Irmak’ın izniyle.)
Dış Bağlantılar
- kameraarkasi.org - Filmle ilgili bilgi
Indir, Mustafa Sait Yazıcıoğlu
Mustafa Sait Yazıcıoğlu (d. 1949, Sürmene, Türkiye), Türk siyasetçi.
Prof. Dr. Mustafa Sait Yazıcıoğlu, 22 Şubat 1949 yılında Trabzon’un Sürmene ilçesinde doğdu. Babasının memuriyeti sebebi ile ilkokul ve ortaokulu Milas’ta, liseyi 1967 yılında Aydın’da tamamladı.
1967 – 1971 yılları arasında Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nde lisans yaptı.
Bir yıla yakın bir süre Diyanet İşleri Başkanlığı merkez teşkilatında çalıştı.
1972 – 1977 yılları arasında Milli Eğitim Bakanlığı adına doktora öğrenimi yapmak üzere Fransa’ya gönderildi.
1975 yılında 4 aylık kısa dönem Yd.Subay olarak askerliğini tamamladı.
1977 yılında Dr. Asistan olarak Ankara Üniveristesi İlahiyat Fakültesine girdi.
1983 yılında “Matüridi ve Nesefi’ye göre insan hürriyeti kavramı” konulu teziyle Doçent oldu.
1988 yılında Profesör oldu.
17 Haziran 1987 - 3 Ocak 1992 yılları arasında 14. Diyanet İşleri Başkanı olarak görev yaptı.
14 Şubat 1993 yılında Cumhurbaşkanlığı kontenjanından Yükseköğretim Kurulu Üyeliğine atandı.
21 Temmuz 1994 tarihinde Ankara Üniversitesi İlâhiyat Fakültesi Dekanlığı’na atandı.
10 Mayıs 1996 tarihinde UNESCO Türkiye Milli Komisyonu Yönetim Kurulu Üyeliğine seçildi.
3 Kasım 2002 seçimleri ile AKP Ankara Milletvekili olarak TBMM’ye girdi.
5-10 Mart 2004 tarihinde İslam Konferansı Örgütü Parlamento Birliği (İKÖPAB) Türk Grubu Başkanlığı yaptı.
22 Temmuz 2007 seçimleri ile meclisteki görevine devam etti.
29 Ağustos 2007 yılında 60. hükümette “Devlet Bakanı” olarak görev aldı.
Evli ve iki çocuk babasıdır. Eski Valilerden Recep Yazıcıoğlu’nun kardeşidir.
“Matüridi ve Nesefi’ye Göre İnsan Hürriyeti Kavramı” isminde meb yayınlarından çıkan bir kitabı vardır.
Bazı yazıları:
- Hızır Bey ve “Kaside-i Nuniye”si
- Eş’arı’nin hayatı
- İnsan fiili ve bir Kur’ân-ı Kerim ayeti.
- Maturîdî kelâm ekolünün iki büyük siması: Ebû Mansur Maturîdî ve Ebu’l-Mu’in Nesefî.
- Mâturidî kelâmında insan hürriyeti meselesi.
- Hızır Bey ve “Kaside-i Nunîye”si
- İlâhiyat Önlisans Programı
- Cumhuriyetin 75.yılında Din Ögretiminde Yeni Hedefler
- La Critıque De L’Enseignem Et En Particulier Celui Du Kalâm
Bazı çevirileri:
- Gardet, Louis: İslam “din ilimleri” içinde ilm-i kelamın yeri üzerinde bazı düşünceler.
- Hanafi, H[asan]: Teoloji mi antropoloji mi?
Kaynaklar:
- http://www.divinity.ankara.edu.tr/tr/indir/makale52-88.pdf
- http://www.divinity.ankara.edu.tr/tr/indir/bibliyografya.pdf
- http://www.divinity.ankara.edu.tr/tr/indir/tez.pdf
- http://www.kimkimdir.gen.tr/kimkimdir.php?id=1867
Indir, Furkan Suresi
Furkan Suresi (Arapça: سورة الفرقان) Kur’an-ı Kerim’in 25. suresi.
Mekke döneminde inmiştir. 68-70. ayetlerin Medine döneminde indiği konusunda bir rivayet de vardır. 77 ayettir. Sure adını, ilk ayette geçen “el-Furkan” kelimesinden almaktadır. Furkan, “hak ile batılı birbirinden ayıran” demek olup Kur’an’ın isimlerinden biridir. Surede temel konular olarak Muhammed peygamberin tüm insanlığa gönderildiği, onun, tebliğ sırasında karşılaştığı zorluklar ve şirkin kökünün kazınacağı, geçmiş ümmetlerin hayatlarından bazı örnekler de verilerek ele alınmaktadır.
Furkan Suresi Meali Alisi
Rahman Rahim olan Allah’ın adıyla
1.Alemlere uyarıcı olsun diye, kuluna Furkan’ı indiren (Allah) ne Yücedir.
2.Göklerin ve yerin mülkü O’nundur; çocuk edinmemiştir. O’na mülkünde ortak yoktur, herşeyi yaratmış, ona bir düzen vermiş, belli bir ölçüyle takdir etmiştir.
3.O’nun dışında, hiçbir şeyi yaratmayan, üstelik kendileri yaratılmış olan, kendi nefislerine bile ne zarar, ne yarar sağlayamayan, öldürmeye, yaşatmaya ve yeniden diriltip-yaymaya güçleri yetmeyen birtakım ilahlar edindiler.
4.İnkar edenler dediler ki: “Bu (Kur’an) olsa olsa ancak Onun uydurduğu bir yalandır, kendisi düzüp uydurmuş ve Ona bir başka topluluk da yardımda bulunmuştur.” Böylelikle onlar, hiç şüphesiz haksızlık ve iftira ile geldiler.
5.Ve dediler ki: “Bu, geçmişlerin uydurduğu masallardır, bir başkasına yazdırmış olup kendisine sabah akşam okunmaktadır.”
6.De ki: “Onu, göklerde ve yerde gizli olanı bilen (Allah) indirmiştir. Doğrusu O, çok bağışlayandır, çok esirgeyendir.”
7.Dediler ki: “Bu elçiye ne oluyor ki, yemek yemekte ve pazarlarda dolaşmaktadır? Ona, kendisiyle birlikte uyarıcı olacak bir melek indirilmesi gerekmez miydi?”
8.”Ya da kendisine bir hazinenin bırakılması veya (ürünlerinden) yemekte olduğu bir bahçesi olması (gerekmez miydi)?” Zulmedenler dedi ki: “Siz olsa olsa, ancak büyülenmiş bir adama uyuyorsunuz.”
9. Bir bak; senin için nasıl örnekler verdiler de böylece saptılar. Artık onlar hiçbir yol bulamazlar.
10.Dilediği takdirde, sana bundan daha hayırlısı olarak altından ırmaklar akan cennetler veren ve senin için köşkler kılan (Allah) ne Yücedir.
11. Hayır, onlar kıyamet-saatini yalanladılar; Biz kıyamet saatini yalan sayanlara çılgınca yanan bir ateş hazırladık.
12. (Ateş,) Onları uzak bir yerden gördüğünde, onlar bunun gazablı öfkesini ve uğultusunu işitirler.
13.Elleri boyunlarına bağlı olarak, sıkışık bir yerine atıldıkları zaman, orada yok oluşu isteyip-çağırırlar.
14. Bugün bir yok oluşu çağırmayın, birçok (kere) yok oluşu isteyip-çağırın.
15. De ki: “Bu mu daha hayırlı, yoksa takva sahiplerine va’dedilen ebedi cennet mi? Ki onlar için bir mükafat ve son duraktır.”
16. “İçinde ebedi kalıcılar olarak, orada her istedikleri onlarındır; bu, Rabbinin üzerine aldığı, istenen bir vaaddir.”
17. Onları ve Allah’tan başka taptıklarını biraraya getirip toplayacağı ve: “Şu kullarımı siz mi saptırdınız, yoksa kendileri mi yoldan saptılar?” diyeceği gün;
18. Derler ki: “Sen Yücesin; Senin dışında başka veliler edinmemiz bize yakışmaz, ancak onları ve atalarını Sen meta verip yararlandırdın, öyle ki (Senin) zikri(ni) unuttular ve böylece yıkıma uğrayan bir kavim oldular.”
19. “İşte (ilahlarınız) sizin söylediklerinizi yalanladılar; bundan böyle (azabı) ne geri çevirmeye gücünüz yetebilir, ne de bir yardıma. Sizden kim zulmederse, ona büyük bir azap taddırırız.”
20.Senden önce gönderdiklerimizden, gerçekten yemek yiyen ve pazarlarda gezen (elçi)lerden başkasını göndermiş değiliz. Biz, sizin kiminizi kimi için deneme (fitne konusu) yaptık. Sabredecek misiniz? Senin Rabbin görendir.
2l. Bize kavuşmayı ummayanlar, dediler ki: “Bize meleklerin indirilmesi ya da Rabbimiz’i görmemiz gerekmez miydi?” Andolsun, onlar kendi nefislerinde büyüklüğe kapıldılar ve büyük bir azgınlıkla baş kaldırdılar.
22.Melekleri görecekleri gün, suçlu-günahkarlara bir müjde yoktur. Ve o gün (melekler onlara) derler ki: “(Size sevinçli haber) Yasaktır, yasak.”
23.Onların yaptıkları her işin önüne geçtik, böylece onu savurulmuş toz zerreleri kılıverdik.
24. O gün, cennet halkının kalacakları yer daha hayırlı, dinlenecekleri yer çok daha güzeldir.
25.Göğün bulutlarla parçalanacağı ve meleklerin bir indirilme ile indirileceği gün;
26.İşte o gün, gerçek mülk, Rahman (olan Allah)ındır. İnkar edenler için oldukça zorlu bir gündür.
27.O gün, zulmeden, ellerini (hınçla) ısırarak (şöyle) der: “Ah keşke, elçiyle birlikte bir yol edinmiş olsaydım,”
28.”Vah yazıklar bana, ne olurdu da filanı dost edinmeseydim.”
29.”Çünkü o, gerçekten bana geldikten sonra beni zikirden (Kur’an’dan) saptırmış oldu. Şeytan da insanı ‘yapayalnız ve yardımsız” bırakandır.”
30.Ve elçi dedi ki: “Rabbim gerçekten benim kavmim, bu Kur’an’ı terk edilmiş (bir Kitap) olarak bıraktılar.”
31.İşte böyle; Biz, her peygambere suçlu-günahkarlardan bir düşman kıldık. Yol gösterici ve yardımcı olarak Rabbin yeter.
32.İnkar edenler dediler ki: “Kur’an Ona tek bir defada, toplu olarak indirilmeli değil miydi?” Biz onunla kalbini sağlamlaştırıp-pekiştirmek için böylece (ayet ayet indirdik) ve onu ‘belli bir okuma düzeniyle (tertil üzere) düzene koyup’ okuduk.
33. Onların sana getirdikleri hiçbir örnek yoktur ki, Biz (ona karşı) sana hakkı ve en güzel açıklama tarzını getirmiş olmayalım.
34. O yüzükoyun cehenneme doğru sürülüp-toplanacak olanlar; işte onlar, yer bakımından çok kötü, yol bakımından sapmış olanlardır.
35. Andolsun, Biz Musa’ya kitabı verdik ve onunla birlikte kardeşi Harun’u yardımcı kıldık.
36. Böylece onlara: “Ayetlerimizi yalanlayan kavme gidin” dedik; sonunda onları (Firavun ve çevresini) kökünden darmadağın ettik.
37.Nuh’un kavmi de, elçileri yalanlandıklarında onları suda boğduk ve insanlar için bir ayet kıldık. Biz zulmedenlere acıklı bir azap hazırladık.
38. Ad’ı, Semud’u, Ress halkını ve bunlar arasında birçok nesilleri (yok ettik).
39. Biz (onlardan) her birine örnekler verdik ve her birini darmadağın edip mahvettik.
40.Andolsun, onlar, üstüne felaket yağmuru yağdırılmış bulunan o ülkeye uğramışlardır; yine de onu görmüyorlar mıydı? Hayır, onlar dirilmeyi ummuyorlardı.
41.Seni gördükleri zaman, seni yalnızca alay konusu edinmektedirler: “Allah’ın, elçi olarak gönderdiği bu mu?”
42.”Eğer onlara karşı kararlılık göstermeseydik, neredeyse bizi ilahlarımızdan saptıracaktı.” Azabı görecekleri zaman, kim yol bakımından daha sapıkmış, öğreneceklerdir.
43.Kendi istek ve tutkularını (hevasını) ilah edineni gördün mü? Şimdi ona karşı sen mi vekil olacaksın?
44. Yoksa sen, onların çoğunu (söz) işitir ya da aklını kullanır mı sayıyorsun? Onlar, ancak hayvanlar gibidirler; hayır, onlar yol bakımından daha şaşkın (ve aşağı) dırlar.
45. Rabbini görmedin mi, gölgeyi nasıl uzatıvermiştir? Eğer dilemiş olsaydı onu durgun kılardı. Sonra Biz Güneş’i ona bir delil kılmışızdır.
46. Sonra da onu tutup Kendimize ağır ağır çekmişizdir.
47. O, geceyi sizin için bir elbise, uykuyu bir dinlenme ve gündüzü de yayılıp-çalışma (zamanı) kılandır.
48. Ve Kendi rahmetinin önünde rüzgarları müjdeciler olarak gönderen O’dur. Biz, gökten tertemiz su indirdik;
49. Onunla ölü bir beldeyi (toprağı) canlandırmak ve yarattığımız hayvanlardan ve insanlardan birçoğunu onunla sulamak için.
50. Andolsun bunu, onların arasında öğüt alıp-düşünsünler diye çeşitli biçimlerde açıkladık. Ama insanların çoğu nankörlük edip ayak direttiler
51. Eğer dilemiş olsaydık, her kasabaya bir uyarıcı gönderirdik.
52.Öyleyse kafirlere itaat etme ve onlara (Kur’an’la) büyük bir mücadele ver.
53. İki denizi (birbirine) salıp katan O’dur; bu, tatlı, susuzluğu giderici, bu da tuzlu ve acıdır. İkisinin arasında (birbirlerine karışmalarını önleyen) bir engel (berzah) ve aşılmayan bir sınır koymuştur.
54.Ve insanı bir sudan yaratıp onu, neseb ve sihriyyet (sahibi) kılan O’dur. Senin Rabbin güç yetirendir.
55.Allah’ı bırakıp kendilerine yarar ve zarar sağlayamayacak şeylere ibadet ediyorlar. Kafir, (asıl) kendi Rabbine karşı (şeytana) arka çıkandır.
56.Biz seni yalnızca bir müjde verici ve uyarıp-korkutucu olarak gönderdik.
57.De ki: “Ben buna karşılık, Rabbine doğru bir yol tutmayı dileyen (insanlar olmanız) dışında sizden bir ücret istemiyorum.”
58.Sen, asla ölmeyen ve daima diri olan (Allah)a tevekkül et ve O’nu hamd ile tesbih et. Kullarının günahlarından O’nun haberdar olması yeter.
59.O, gökleri ve yeri ve ikisinin arasındakileri altı günde yaratan ve sonra arşa istiva edendir. Rahman (olan Allah)dır. Bunu (bundan) haberi olana sor.
60.Onlara: “Rahman (olan Allah)a secde edin” denildiği zaman, “Rahman da neymiş? Biz senin bize emrettiğine mi secde edecek mişiz?” derler ve (bu,) onların nefretini arttırır.
61.Gökte burçlar kılan, onların içinde bir aydınlık ve nurlu bir ay vareden (Allah) ne Yücedir.
62. O, gece ile gündüzü birbiri ardınca kılandır; öğüt alıp-düşünmek isteyenler ya da şükretmek isteyenler için.
63. O Rahman (olan Allah)ın kulları, yeryüzü üzerinde alçak gönüllü olarak yürürler ve cahiller kendileriyle muhatap oldukları zaman “Selam” derler.
64.Onlar, Rablerine secde ederek ve kıyama durarak gecelerler.
65. Onlar: “Rabbimiz, cehennem azabını bizden geri çevir; gerçekten, onun azabı ödenmesi kaçınılmaz bir borç (veya sürekli bir acıdır) derler.
66. “Şüphesiz o, ne kötü bir karargah ve ne kötü bir konaklama yeridir.”
67.Onlar, harcadıkları zaman, ne israf ederler, ne kısarlar; (harcamaları,) ikisi arasında orta bir yoldur.
68. Ve onlar, Allah ile beraber başka bir İlah’a tapmazlar. Allah’ın haram kıldığı canı haksız yere öldürmezler ve zina etmezler. Kim bunları yaparsa ‘ağır bir ceza ile’ karşılaşır.
69. Kıyamet günü, azap ona kat kat artırılır ve içinde aşağılanmış olarak temelli kalır.
70. Ancak tevbe eden, iman eden ve salih amellerde bulunup davranan başka; işte onların günahlarını Allah iyiliklere çevirir. Allah, çok bağışlayandır, çok esirgeyendir.
71.Kim tevbe eder ve salih amellerde bulunursa, gerçekten o, tevbesi (ve kendisi) kabul edilmiş olarak Allah’a döner.
72.Ki onlar, yalan şahidlikte bulunmayanlar, boş ve yararsız sözle karşılaştıkları zaman onurlu olarak geçenlerdir.
73. Onlar, kendilerine Rablerinin ayetleri hatırlatıldığı zaman, onun üstünde sağır ve körler olarak kapanıp kalmayanlardır.
74. Ve onlar: “Rabbimiz, bize eşlerimizden ve soyumuzdan, gözün aydınlığı olacak (çocuklar) armağan et ve bizi takva sahiplerine önder kıl,” diyenlerdir.
75.İşte onlar, sabretmelerine karşılık (cennetin en gözde yerinde) odalarla ödüllendirilirler ve orda esenlik dileği ve selamla karşılanırlar.
76. Orda ebedi olarak kalıcıdırlar; o, ne güzel bir karargah ve ne güzel bir konaklama yeridir.
77. De ki: “Sizin duanız olmasaydı Rabbim size değer verir miydi? Fakat siz gerçekten yalanladınız; artık (bunun azabı da) kaçınılmaz olacaktır.”
Indir, Uğur Işılak
Uğur Işılak (d. 15 Kasım 1971, Almanya Neviges), Türk müzisyendir.Aslen Ankara Koçhisar’lıdır.Kendini milliyetçi,muhafazakar olarak tanımlayan sanatçı Avrupa doğup büyümüş olmasına rağmen milli değerlerine sıkı sıkıya bağlıdır.Çağımızın ozan geleneğini taşıyan sanatçılarındandır.İlk, orta ve lise öğrenimini Almanya’da tamamladıktan sonra Açık Öğretim İktisat Fakültesinde öğrenimine devam etti. Çocukluğunu, Almanya’nın Neviges şehrinde geçiren sanatçı, daha sonra ailesiyle birlikte Gelsenkirchen şehrine taşındı. Henüz çocukluk yıllarında, şiire ve şairlere olan merakı ile sekiz yaşlarında ilk şiirlerini yazmaya başladı. Oniki yaşlarında ağabeyi Abdullah Işılak’tan bağlama çalmayı öğrendi. Bağlamada çalmayı öğrenmekle birlikte, genelde halk edebiyatı normlarında yazdığı şiirlerini, onüç yaşında bestelemeye başladı ve ilk albümünü 1988 yılında dinleyicinin beğenisine sundu. Albümün promosyonuyla beraber Avrupa’nın muhtelif yerlerinde konser verdi.
Kendi kaset çalışmalarını devam ettirmek amacıyla 1990 yılında Almanya’da ses kayıt stüdyosu kurarak aranje ve tonmaisterlik yeteneklerini de geliştirdi. Yaklaşık 15 yıllık profesyonel sanat hayatında, sözü ve müziği kendisine ait olan 250′ye yakın eser ve yüzlerce şiir ortaya koydu. ”Dönen Alçak Olsun” isimli albümünü müzikseverlere sunmak amacıyla Temmuz 1998 yılında Türkiye’ye yerleşen sanatçı, yapım, promosyon ve dağıtım amacıyla “Divan Müzik” şirketini kurdu. 2000 yılında aynı şirkette çıkardığı “Söyleyeceklerim Var” isimli albümüyle sanat dünyasında adından söz ettirmeyi başardı.
Sanatçı, ardından 2001 yılında çıkardığı “Yıldırım Gibi” adlı albümünün promosyonuna paralel olarak 8 hafta “Uğur Işılak’la Ozanca” isimli kendi TV programını sundu. Sanatçı son olarak, 2002 yılında “Ben Ağlarsam Kıyamet Kopar” adlı albümünü piyasaya sürdü.
Albümleri
- Aşkın Cenazesi Var (Yeni Albüm)
- Dönen Alçak Olsun
- Söyleyeceklerim Var
- Yıldırım Gibi
- Ben Ağlarsam Kıyamet Kopar
- Kalabalık Yalnızlara & Ozanca
- Sil Baştan
- Kim Kime Dum Duma
- Duy Sesimi
- Şafak Özlemi
- Haykırış Serisi (1,2,3,4,5 ve Son Haykırış)
- Gelen Şafak
- Gönül Türküsü
- Haydi Anadolu Single
Dış bağlantılar
- (Resmi web sitesi)
- Işılak Net
- Uğur Işılak’ın Canlı Yayın Performansı Video
- Uğur Işılak’ın Video kliplerini İndir(download) Video
Indir, Furkan Suresi
Furkan Suresi (Arapça: سورة الفرقان) Kur’an-ı Kerim’in 25. suresi.
Mekke döneminde inmiştir. 68-70. ayetlerin Medine döneminde indiği konusunda bir rivayet de vardır. 77 ayettir. Sure adını, ilk ayette geçen “el-Furkan” kelimesinden almaktadır. Furkan, “hak ile batılı birbirinden ayıran” demek olup Kur’an’ın isimlerinden biridir. Surede temel konular olarak Muhammed peygamberin tüm insanlığa gönderildiği, onun, tebliğ sırasında karşılaştığı zorluklar ve şirkin kökünün kazınacağı, geçmiş ümmetlerin hayatlarından bazı örnekler de verilerek ele alınmaktadır.
Furkan Suresi Meali Alisi
Rahman Rahim olan Allah’ın adıyla
1.Alemlere uyarıcı olsun diye, kuluna Furkan’ı indiren (Allah) ne Yücedir.
2.Göklerin ve yerin mülkü O’nundur; çocuk edinmemiştir. O’na mülkünde ortak yoktur, herşeyi yaratmış, ona bir düzen vermiş, belli bir ölçüyle takdir etmiştir.
3.O’nun dışında, hiçbir şeyi yaratmayan, üstelik kendileri yaratılmış olan, kendi nefislerine bile ne zarar, ne yarar sağlayamayan, öldürmeye, yaşatmaya ve yeniden diriltip-yaymaya güçleri yetmeyen birtakım ilahlar edindiler.
4.İnkar edenler dediler ki: “Bu (Kur’an) olsa olsa ancak Onun uydurduğu bir yalandır, kendisi düzüp uydurmuş ve Ona bir başka topluluk da yardımda bulunmuştur.” Böylelikle onlar, hiç şüphesiz haksızlık ve iftira ile geldiler.
5.Ve dediler ki: “Bu, geçmişlerin uydurduğu masallardır, bir başkasına yazdırmış olup kendisine sabah akşam okunmaktadır.”
6.De ki: “Onu, göklerde ve yerde gizli olanı bilen (Allah) indirmiştir. Doğrusu O, çok bağışlayandır, çok esirgeyendir.”
7.Dediler ki: “Bu elçiye ne oluyor ki, yemek yemekte ve pazarlarda dolaşmaktadır? Ona, kendisiyle birlikte uyarıcı olacak bir melek indirilmesi gerekmez miydi?”
8.”Ya da kendisine bir hazinenin bırakılması veya (ürünlerinden) yemekte olduğu bir bahçesi olması (gerekmez miydi)?” Zulmedenler dedi ki: “Siz olsa olsa, ancak büyülenmiş bir adama uyuyorsunuz.”
9. Bir bak; senin için nasıl örnekler verdiler de böylece saptılar. Artık onlar hiçbir yol bulamazlar.
10.Dilediği takdirde, sana bundan daha hayırlısı olarak altından ırmaklar akan cennetler veren ve senin için köşkler kılan (Allah) ne Yücedir.
11. Hayır, onlar kıyamet-saatini yalanladılar; Biz kıyamet saatini yalan sayanlara çılgınca yanan bir ateş hazırladık.
12. (Ateş,) Onları uzak bir yerden gördüğünde, onlar bunun gazablı öfkesini ve uğultusunu işitirler.
13.Elleri boyunlarına bağlı olarak, sıkışık bir yerine atıldıkları zaman, orada yok oluşu isteyip-çağırırlar.
14. Bugün bir yok oluşu çağırmayın, birçok (kere) yok oluşu isteyip-çağırın.
15. De ki: “Bu mu daha hayırlı, yoksa takva sahiplerine va’dedilen ebedi cennet mi? Ki onlar için bir mükafat ve son duraktır.”
16. “İçinde ebedi kalıcılar olarak, orada her istedikleri onlarındır; bu, Rabbinin üzerine aldığı, istenen bir vaaddir.”
17. Onları ve Allah’tan başka taptıklarını biraraya getirip toplayacağı ve: “Şu kullarımı siz mi saptırdınız, yoksa kendileri mi yoldan saptılar?” diyeceği gün;
18. Derler ki: “Sen Yücesin; Senin dışında başka veliler edinmemiz bize yakışmaz, ancak onları ve atalarını Sen meta verip yararlandırdın, öyle ki (Senin) zikri(ni) unuttular ve böylece yıkıma uğrayan bir kavim oldular.”
19. “İşte (ilahlarınız) sizin söylediklerinizi yalanladılar; bundan böyle (azabı) ne geri çevirmeye gücünüz yetebilir, ne de bir yardıma. Sizden kim zulmederse, ona büyük bir azap taddırırız.”
20.Senden önce gönderdiklerimizden, gerçekten yemek yiyen ve pazarlarda gezen (elçi)lerden başkasını göndermiş değiliz. Biz, sizin kiminizi kimi için deneme (fitne konusu) yaptık. Sabredecek misiniz? Senin Rabbin görendir.
2l. Bize kavuşmayı ummayanlar, dediler ki: “Bize meleklerin indirilmesi ya da Rabbimiz’i görmemiz gerekmez miydi?” Andolsun, onlar kendi nefislerinde büyüklüğe kapıldılar ve büyük bir azgınlıkla baş kaldırdılar.
22.Melekleri görecekleri gün, suçlu-günahkarlara bir müjde yoktur. Ve o gün (melekler onlara) derler ki: “(Size sevinçli haber) Yasaktır, yasak.”
23.Onların yaptıkları her işin önüne geçtik, böylece onu savurulmuş toz zerreleri kılıverdik.
24. O gün, cennet halkının kalacakları yer daha hayırlı, dinlenecekleri yer çok daha güzeldir.
25.Göğün bulutlarla parçalanacağı ve meleklerin bir indirilme ile indirileceği gün;
26.İşte o gün, gerçek mülk, Rahman (olan Allah)ındır. İnkar edenler için oldukça zorlu bir gündür.
27.O gün, zulmeden, ellerini (hınçla) ısırarak (şöyle) der: “Ah keşke, elçiyle birlikte bir yol edinmiş olsaydım,”
28.”Vah yazıklar bana, ne olurdu da filanı dost edinmeseydim.”
29.”Çünkü o, gerçekten bana geldikten sonra beni zikirden (Kur’an’dan) saptırmış oldu. Şeytan da insanı ‘yapayalnız ve yardımsız” bırakandır.”
30.Ve elçi dedi ki: “Rabbim gerçekten benim kavmim, bu Kur’an’ı terk edilmiş (bir Kitap) olarak bıraktılar.”
31.İşte böyle; Biz, her peygambere suçlu-günahkarlardan bir düşman kıldık. Yol gösterici ve yardımcı olarak Rabbin yeter.
32.İnkar edenler dediler ki: “Kur’an Ona tek bir defada, toplu olarak indirilmeli değil miydi?” Biz onunla kalbini sağlamlaştırıp-pekiştirmek için böylece (ayet ayet indirdik) ve onu ‘belli bir okuma düzeniyle (tertil üzere) düzene koyup’ okuduk.
33. Onların sana getirdikleri hiçbir örnek yoktur ki, Biz (ona karşı) sana hakkı ve en güzel açıklama tarzını getirmiş olmayalım.
34. O yüzükoyun cehenneme doğru sürülüp-toplanacak olanlar; işte onlar, yer bakımından çok kötü, yol bakımından sapmış olanlardır.
35. Andolsun, Biz Musa’ya kitabı verdik ve onunla birlikte kardeşi Harun’u yardımcı kıldık.
36. Böylece onlara: “Ayetlerimizi yalanlayan kavme gidin” dedik; sonunda onları (Firavun ve çevresini) kökünden darmadağın ettik.
37.Nuh’un kavmi de, elçileri yalanlandıklarında onları suda boğduk ve insanlar için bir ayet kıldık. Biz zulmedenlere acıklı bir azap hazırladık.
38. Ad’ı, Semud’u, Ress halkını ve bunlar arasında birçok nesilleri (yok ettik).
39. Biz (onlardan) her birine örnekler verdik ve her birini darmadağın edip mahvettik.
40.Andolsun, onlar, üstüne felaket yağmuru yağdırılmış bulunan o ülkeye uğramışlardır; yine de onu görmüyorlar mıydı? Hayır, onlar dirilmeyi ummuyorlardı.
41.Seni gördükleri zaman, seni yalnızca alay konusu edinmektedirler: “Allah’ın, elçi olarak gönderdiği bu mu?”
42.”Eğer onlara karşı kararlılık göstermeseydik, neredeyse bizi ilahlarımızdan saptıracaktı.” Azabı görecekleri zaman, kim yol bakımından daha sapıkmış, öğreneceklerdir.
43.Kendi istek ve tutkularını (hevasını) ilah edineni gördün mü? Şimdi ona karşı sen mi vekil olacaksın?
44. Yoksa sen, onların çoğunu (söz) işitir ya da aklını kullanır mı sayıyorsun? Onlar, ancak hayvanlar gibidirler; hayır, onlar yol bakımından daha şaşkın (ve aşağı) dırlar.
45. Rabbini görmedin mi, gölgeyi nasıl uzatıvermiştir? Eğer dilemiş olsaydı onu durgun kılardı. Sonra Biz Güneş’i ona bir delil kılmışızdır.
46. Sonra da onu tutup Kendimize ağır ağır çekmişizdir.
47. O, geceyi sizin için bir elbise, uykuyu bir dinlenme ve gündüzü de yayılıp-çalışma (zamanı) kılandır.
48. Ve Kendi rahmetinin önünde rüzgarları müjdeciler olarak gönderen O’dur. Biz, gökten tertemiz su indirdik;
49. Onunla ölü bir beldeyi (toprağı) canlandırmak ve yarattığımız hayvanlardan ve insanlardan birçoğunu onunla sulamak için.
50. Andolsun bunu, onların arasında öğüt alıp-düşünsünler diye çeşitli biçimlerde açıkladık. Ama insanların çoğu nankörlük edip ayak direttiler
51. Eğer dilemiş olsaydık, her kasabaya bir uyarıcı gönderirdik.
52.Öyleyse kafirlere itaat etme ve onlara (Kur’an’la) büyük bir mücadele ver.
53. İki denizi (birbirine) salıp katan O’dur; bu, tatlı, susuzluğu giderici, bu da tuzlu ve acıdır. İkisinin arasında (birbirlerine karışmalarını önleyen) bir engel (berzah) ve aşılmayan bir sınır koymuştur.
54.Ve insanı bir sudan yaratıp onu, neseb ve sihriyyet (sahibi) kılan O’dur. Senin Rabbin güç yetirendir.
55.Allah’ı bırakıp kendilerine yarar ve zarar sağlayamayacak şeylere ibadet ediyorlar. Kafir, (asıl) kendi Rabbine karşı (şeytana) arka çıkandır.
56.Biz seni yalnızca bir müjde verici ve uyarıp-korkutucu olarak gönderdik.
57.De ki: “Ben buna karşılık, Rabbine doğru bir yol tutmayı dileyen (insanlar olmanız) dışında sizden bir ücret istemiyorum.”
58.Sen, asla ölmeyen ve daima diri olan (Allah)a tevekkül et ve O’nu hamd ile tesbih et. Kullarının günahlarından O’nun haberdar olması yeter.
59.O, gökleri ve yeri ve ikisinin arasındakileri altı günde yaratan ve sonra arşa istiva edendir. Rahman (olan Allah)dır. Bunu (bundan) haberi olana sor.
60.Onlara: “Rahman (olan Allah)a secde edin” denildiği zaman, “Rahman da neymiş? Biz senin bize emrettiğine mi secde edecek mişiz?” derler ve (bu,) onların nefretini arttırır.
61.Gökte burçlar kılan, onların içinde bir aydınlık ve nurlu bir ay vareden (Allah) ne Yücedir.
62. O, gece ile gündüzü birbiri ardınca kılandır; öğüt alıp-düşünmek isteyenler ya da şükretmek isteyenler için.
63. O Rahman (olan Allah)ın kulları, yeryüzü üzerinde alçak gönüllü olarak yürürler ve cahiller kendileriyle muhatap oldukları zaman “Selam” derler.
64.Onlar, Rablerine secde ederek ve kıyama durarak gecelerler.
65. Onlar: “Rabbimiz, cehennem azabını bizden geri çevir; gerçekten, onun azabı ödenmesi kaçınılmaz bir borç (veya sürekli bir acıdır) derler.
66. “Şüphesiz o, ne kötü bir karargah ve ne kötü bir konaklama yeridir.”
67.Onlar, harcadıkları zaman, ne israf ederler, ne kısarlar; (harcamaları,) ikisi arasında orta bir yoldur.
68. Ve onlar, Allah ile beraber başka bir İlah’a tapmazlar. Allah’ın haram kıldığı canı haksız yere öldürmezler ve zina etmezler. Kim bunları yaparsa ‘ağır bir ceza ile’ karşılaşır.
69. Kıyamet günü, azap ona kat kat artırılır ve içinde aşağılanmış olarak temelli kalır.
70. Ancak tevbe eden, iman eden ve salih amellerde bulunup davranan başka; işte onların günahlarını Allah iyiliklere çevirir. Allah, çok bağışlayandır, çok esirgeyendir.
71.Kim tevbe eder ve salih amellerde bulunursa, gerçekten o, tevbesi (ve kendisi) kabul edilmiş olarak Allah’a döner.
72.Ki onlar, yalan şahidlikte bulunmayanlar, boş ve yararsız sözle karşılaştıkları zaman onurlu olarak geçenlerdir.
73. Onlar, kendilerine Rablerinin ayetleri hatırlatıldığı zaman, onun üstünde sağır ve körler olarak kapanıp kalmayanlardır.
74. Ve onlar: “Rabbimiz, bize eşlerimizden ve soyumuzdan, gözün aydınlığı olacak (çocuklar) armağan et ve bizi takva sahiplerine önder kıl,” diyenlerdir.
75.İşte onlar, sabretmelerine karşılık (cennetin en gözde yerinde) odalarla ödüllendirilirler ve orda esenlik dileği ve selamla karşılanırlar.
76. Orda ebedi olarak kalıcıdırlar; o, ne güzel bir karargah ve ne güzel bir konaklama yeridir.
77. De ki: “Sizin duanız olmasaydı Rabbim size değer verir miydi? Fakat siz gerçekten yalanladınız; artık (bunun azabı da) kaçınılmaz olacaktır.”
Indir, Mustafa Sait Yazıcıoğlu
Mustafa Sait Yazıcıoğlu (d. 1949, Sürmene, Türkiye), Türk siyasetçi.
Prof. Dr. Mustafa Sait Yazıcıoğlu, 22 Şubat 1949 yılında Trabzon’un Sürmene ilçesinde doğdu. Babasının memuriyeti sebebi ile ilkokul ve ortaokulu Milas’ta, liseyi 1967 yılında Aydın’da tamamladı.
1967 – 1971 yılları arasında Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nde lisans yaptı.
Bir yıla yakın bir süre Diyanet İşleri Başkanlığı merkez teşkilatında çalıştı.
1972 – 1977 yılları arasında Milli Eğitim Bakanlığı adına doktora öğrenimi yapmak üzere Fransa’ya gönderildi.
1975 yılında 4 aylık kısa dönem Yd.Subay olarak askerliğini tamamladı.
1977 yılında Dr. Asistan olarak Ankara Üniveristesi İlahiyat Fakültesine girdi.
1983 yılında “Matüridi ve Nesefi’ye göre insan hürriyeti kavramı” konulu teziyle Doçent oldu.
1988 yılında Profesör oldu.
17 Haziran 1987 - 3 Ocak 1992 yılları arasında 14. Diyanet İşleri Başkanı olarak görev yaptı.
14 Şubat 1993 yılında Cumhurbaşkanlığı kontenjanından Yükseköğretim Kurulu Üyeliğine atandı.
21 Temmuz 1994 tarihinde Ankara Üniversitesi İlâhiyat Fakültesi Dekanlığı’na atandı.
10 Mayıs 1996 tarihinde UNESCO Türkiye Milli Komisyonu Yönetim Kurulu Üyeliğine seçildi.
3 Kasım 2002 seçimleri ile AKP Ankara Milletvekili olarak TBMM’ye girdi.
5-10 Mart 2004 tarihinde İslam Konferansı Örgütü Parlamento Birliği (İKÖPAB) Türk Grubu Başkanlığı yaptı.
22 Temmuz 2007 seçimleri ile meclisteki görevine devam etti.
29 Ağustos 2007 yılında 60. hükümette “Devlet Bakanı” olarak görev aldı.
Evli ve iki çocuk babasıdır. Eski Valilerden Recep Yazıcıoğlu’nun kardeşidir.
“Matüridi ve Nesefi’ye Göre İnsan Hürriyeti Kavramı” isminde meb yayınlarından çıkan bir kitabı vardır.
Bazı yazıları:
- Hızır Bey ve “Kaside-i Nuniye”si
- Eş’arı’nin hayatı
- İnsan fiili ve bir Kur’ân-ı Kerim ayeti.
- Maturîdî kelâm ekolünün iki büyük siması: Ebû Mansur Maturîdî ve Ebu’l-Mu’in Nesefî.
- Mâturidî kelâmında insan hürriyeti meselesi.
- Hızır Bey ve “Kaside-i Nunîye”si
- İlâhiyat Önlisans Programı
- Cumhuriyetin 75.yılında Din Ögretiminde Yeni Hedefler
- La Critıque De L’Enseignem Et En Particulier Celui Du Kalâm
Bazı çevirileri:
- Gardet, Louis: İslam “din ilimleri” içinde ilm-i kelamın yeri üzerinde bazı düşünceler.
- Hanafi, H[asan]: Teoloji mi antropoloji mi?
Kaynaklar:
- http://www.divinity.ankara.edu.tr/tr/indir/makale52-88.pdf
- http://www.divinity.ankara.edu.tr/tr/indir/bibliyografya.pdf
- http://www.divinity.ankara.edu.tr/tr/indir/tez.pdf
- http://www.kimkimdir.gen.tr/kimkimdir.php?id=1867
Indir, Abalone (oyun)
Abalone iki kişi ile oynanan bir zeka oyunudur. 1989 yılında Michel Lalet ve Laurent Lévi tarafından geliştirilmiştir.
Konu başlıkları |
Oyunun Özellikleri
Abalone altı köşeli ve altmış bir delikten oluşan bir yüzeyde, küre şeklinde olan on dört adet beyaz ve on dört adet siyah taşla oynanır. Mermer taşlarla yapılan sumo güreşi diye de özetleyebileceğimiz oyunda amaç rakibin altı taşını oyun alanının dışına atmaktır. Sınırsız kombinasyona sahip bir zeka oyunu olmasının yanında öğrenilmesi de çok kolaydır. Ayrıca mermer taşlar oyuncuları fiziksel olarak da rahatlatır. Rakibin taşlarını iterken çıkan tık-tık-tık sesini müziksel bulanlar bile vardır.
Oyunun kuralları
Hareket Ettirme
Oyunu her zaman siyahlar başlatır. Aşağıda görülen standart açılış dizilimidir. Beş taş arkada altı ortada üç taş ise öndedir. Oyunda taşlar üç şekilde hareket ettirilebilir:
- Tek bir taşı en yakınındaki bir deliğe
- İki veya üç taşı çizgisel bir yöne
- İki veya üç taşı kendilerinin yan taraflarına (taşlar aynı yönde hareket ettirilmelidir)
Hamle yapılırken taşlar bir delikten fazla hareket ettirilimezler. Hamle sırasında her oyuncunun sadece bir adet(rakip oyuncunun taşını oyun alanının dışına itse dahi) hamle hakkı vardır.
Rakip Oyuncunun Taşlarını İttirme(Sumito)
Eğer aynı çizgi üzerinde bir oyuncunun taşları diğer oyucunun taşları bitişikse ve rakip oyuncunun taşından bir veya iki fazla taşı var ise bu durumda taşı fazla olan oyuncu rakibinin taşlarını bir deliği geçmeyecek şekilde itebilir; bu hamleye Sumito denir. Sumitonun olması için rakip oyuncunun taşlarının arkasında bir adet boş delik bulunması lazımdır. Sumito sadece çizgisel yönde olabilir yatay şekilde olmaz. 3 adet Sumito vardır:
- 2-1 Sumito: Kendi iki taşınızla rakibin bir taşını itersiniz
- 3-1 Sumito: Kendi üç taşınızla rakibin bir taşını itersiniz
- 3-2 Sumito: Kendi üç taşınızla rakibin iki taşını itersiniz
Eğer rakip çizgisel yönde üç veya daha fazla taş dizmişse bu taşları rakibin dizdiği yönde itemezsiniz. Abalone’de aynı anda en fazla üç taş hareket ettirilebilir.
Dış
Bağlantılar
- AbaloneGames.com - Resmi sitesi (İngilizce/Fransızca/Almanca)
- NetAbalone - İntenet üzerinden oynamak için modülü indir
- I-ABALONE - Haberler, online turnuvalar, sonuçlar, forum (İngilizce/Fransızca)
- Forum - Çözümler üzerine bir forum (İngilizce/Fransızca)
- AbaloneTheory-Forum - Oyun üzerine teoriler (İngilizce/Fransızca/Almanca)
- abalone_prog - Abalona programlaması hakkında Yahoo grubu
- dmoz.org - Abalone bağlantıları, çoğu bilgisayara karşı oynama ile alakalı
- My Lovely Abalone - 2006′daki en kuvvetli bilgisayar rakibi
Indir, Eyüp Sultan Camii
Eyüp Sultan Camii, İstanbul’da Eyüp semtinde Haliç kıyısında bulunan cami. Cami olmasının ötesinde kutsal bir ziyaret yeridir.
Konu başlıkları |
Cami
Eyüp Sultan Camii dikdörtgen planda, mihrabı çıkıntılıdır. Merkez kubbe altı sütun ve iki filayağına müstenit kemerlere yaslanır, etrafında yarım kubbe, ortasında Eyüp Sultan türbesi, sandukasının ayak ucunda bir pınar, avlu ortasında asırlık bir çınar bulunmaktadır.
1458′den sonra çeşitli defalar tamir gören caminin minarelerinin boyu önceleri kısaydı, 1733′de yeni uzun minareler yapıldı. 1823′de deniz tarafındaki minare, yıldırımla hasar gördügü için yeniden inşa edildi.
Cümle kapısı önündeki Sinan Paşa kasrı 1798′de yıktırılmıştır. Yerinde ulu bir çınar ağacı gölgesinde etrafı parmaklıklı bir set ve çimen sofa vardır. Parmaklığın dört köşesinde döört çeşmecik bulunur. Bunlara hacat çeşmeleri, kısmet çeşmeleri denir. Tamir edildikten sonra camiyi açıp namaz kılan Sultan III. Selim Mevlevi olduğu için parmaklıkların üzerinde mevlevi sikkeleri vardır.
Dış avlunun caddeye açılan iki kapısı vardır. İç avlu 12 sütuna müstenit 13 kubbelidir.Avlunun ortası şadırvandır. Türbe tek kubbeli, 8 köşelidir. Türbe methalinde nakşı kademi saadet, sağında sebil bulunur.
Mihrab eyvandır, minber mermerdir. Mihrab tarafı hariç üç tarafı galerilidir. Son cemaat yeri önünde 6 sütunlu ve 7 kubbeli bir revak vardır. Mermer cümle kapısı üzerinde 9 sıralık kitabenin ilk sırası:
Zehi münkadı emri gerdgar zılli Rabbani
Serefrazı cihandaranı asrın şahı devranı
Menarı nurfeşan sultan selim hanı bülend ikbal
Bilin gülbank dahi iyledi pür cümle azani.
Bu kadar çok kabir, türbe, lahit başka bir camide iç içe geçmemiştir. Serviler ve mezarlıklar cami çevresini uhrevi bir mekan yapar. Necip Fazıl, Fevzi Çakmak, Ferhat Paşa, Mehmet Paşa, Siyavuş Paşa, Beşir Fuad, Ahmet Haşim, Ziya Osman Saba, Sokullu Mehmet Paşa burada yatmaktadır.
Fatih’ten sonra asırlarca padişahlar Eyüp Sultan Camii’nde kılıç kuşanmışlardır. Bunu Fatih başlatmış, ilk kılıcı Fatih’e Akşemseddin kuşatmıştır. Padişahlar Sinan Paşa Köşkü’nden kayıkla Bostan iskelesine gelir, camide iki rekat namaz kılar, şeyhülislam kılıcı kuşatırdı.
Camiin dış avlusunda sebil bulunmaktadır. Üç pencerelidir. Bayramlarda ve özel günlerde şerbet dağıtıldığı için şerbethane denilmiştir.
Eyüp Sultan Türbesi
Türbe, camiin kuzeyinde, iç avlunun önündedir. Fatih Sultan mehmed tarafından 1454-55 tarihinde yaptırılmıştır. Rivayete göre iç avludaki çınarın bulunduğu yer Ebu Eyüp’ün gasledildiği yerdir. Türbe 8 köşeli, tek kubbelidir, kesme taştan yapılmıştır. cephe yüzlerine oturtulmuş olup, kasnağı yoktur. Pencere söveleri mermerdir. Kapı cephesi hariç diğerleri altta ve üstte iki pencerelidir.Kemerli kapı mermerdir, üzerinde Allah, Muhammed, kelime-i tevhid hakedilmiştir.
Türbe içi çinilerle kaplıdır. Üzerinde celi yazılar baştan başa dolaşır. Kubbe kalem işlemeleriyle süslüdür. Kubbe ortasında Ali imran suresi 193. ayeti yazılıdır.
Türbenin ortasında etrafı gümüş şebekeli bir parmaklık içinde Halid b. Zeyd ebu Eyyüb el-Ensari’nin sandukası vardır. Üzerinde siyah atlas üzerine sarı simli kisvei şerif örtülüdür. Yazıları Mustafa Rakım Efendi yazmıştır. Kisveyi bağlayan sırma kuşak üzerindeki celi hatları Sultan II. Mahmud yazmıştır.
Türbenin içinde, sandukanın ayakucunda bir kuyu bulunmaktadır. I.Ahmed ihya etmiştir. Rivayetlerde bu kuyunun ayazma olarak şifa kuyusu olduğu yazılıdır. Sandukanın üzerindeki dairevi kandillikte 36 adet buhurdan ve zemzemiye vardır. Türbenin duvarlarındaki yazılar I.Ahmed, III. Mustafa, III. Selim, II. mahmud, Abdulaziz, Hattat Osman, Ahmed Razi, Yesarizade Mustafa İzzet, Mahmud Celaleddin Efendi’ye aittir. Türbedeki sancakı şerif ve dört büyük şamdan Topkapı Müzesi’nde korumaya alınmıştır.
Türbe kapılarını tahtadan tunca çeviren I.Abdülhamit’tir. Türbenin önünde medhal vardır. Türbenin sağ tarafında kadınlar mescidi bulunur ki burada Adile Sultan itikafa girmiştir. İç avludan türbe medhaline bir hacet penceresi açılır. Hacet penceresinin iç kısmında şu hadisi şerif yazılıdır: “Devemi kendi haline bırakınız. Zira o kendine düşen görevi yapmaya memur edilmiştir. O da gitti, Ebu Eyyub’un kapısı önüne çöktü.”
İmaret
Eyüp Camii civarında Fatih Sultan Mehmed’in yaptırdığı imarette günde iki kere yemek pişirilirdi. Normal günlerde pirinçli, buğdaylı yemek çıkarken Ramazan ayında etli yemek dağıtılırdı. Özel günlerde, cuma ve kandillerde, zerde ve zerbaç, pilav çıkarılıp yoksullara verilirdi.
Eyüp el-Ensari
Emeviler zamanında İstanbul kuşatmasına (671) katılan ve burada şehit olan Eyüb el-Ensari Hazretlerinin kabrini Akşemseddin rüyasında gördü ve Fatih Sultan Mehmed’e bildirdi. 1458′de Fatih burada bir türbe ve cami yaptırdı. 1800′de cami yeniden inşa edildi. Kubbe yazıları Hamit Aytaç’ındır. Medresesi yok olmuş, ziyaret aşırılığı sebebiyle külliyedeki tahribat tamir edilmemiştir.
Eyüp Sultan, Mekke’ye giderek Akabe’de ilk Müslüman olan sahabilerdendir. Alemdarı Nebi, Mihmandarı Resulullah diye anılır. Bedir, Uhud ve Hendek savaşlarına katılmış, İstanbul kuşatmasında şehit düşmüştür.
Evliya Çelebi’ye göre: “İlahi arif, Hazreti Eba Eyüb ensari, peygamberin sahabesinden hadis rivayet edenlerdendir. Kendisi ensardandır. Hazreti Peygamber Mekke’den medine’ye hicret ettikleri zaman Cibrili Emin peygamberin devesinin yularından tutup çeke çeke cömert Eba eyübün evinin önünde çöktürmüştür.
Bu işaret üzerine Muhammed peygamber Eba Eyüb’ün evinden başka bir yere misafir olmamıştır. Hala, peygamberin mübarek mezarı bu Eba Eyüb Ensari hazretlerinin evinin yerindedir ki, peygamberin candan sevdiği dostudur ki o peygamaberden birçok hadisler nakl ve rivayet eder.”
Evliya Çelebi’nin anlattığına göre Eba Eyüb iki kere Konstantiniye seferi yaptı. İkincisinde Galata’yı fethetti, istanbul’u da fethetmek üzere iken barış yaptı, Ayasofya’da namaz kılıp Eğrikapı’dan çıkarken kafirler bunları şehit etti. Bir rivayete göre ise ishalden vefat etti.
1453′de Fatih Sultan Mehmed istanbul’u fethederken Akşemseddin hazretleri bir yer bulup orayı kazdırınca bir dört köşe yeşil somaki mermer göründü. Üzerinde haza kabri Eba Eyyubi Ensari, bu Eba Eyyüb’ün mezarıdır, yazılıydı. Taşı kaldırdılar. İçinde Eba Eyyüb’ün vücudu safran ile boyanmış kefen içinde terü taze ve sağ ellerinde tunç mühür vardı. Burada nurlu türbesini yaptılar. Bu çevrede 33 sahabi yatmaktadır.
Evliya Çelebi ve Eyüp
Evliya Çelebi’nin Eyüp anlatımı: “Eyüp şehri, İstanbul’un batı tarafındadır. İstanbul’a denizden dokuz mil ve karadan iki saattir. Ama yine istanbul’a bitişik olup arasında asla boş arazi yoktur. Baştanbaşa mamurdur. Fakat başka hükümettir. Fatih kanununa göre beşyüz akça mevleviyettir.
..karşı tarafı deniz karşısında Sütlüce kasabasıdır. Arası bir ok atımı yerdir.
Eyüb Sultan Camii: Bu, Fatih Sultan Mehmed Han’ın yapısıdır ki sevabını Eba Eyüb’e hediye eylemiştir. Deniz kıyısına yakın ensari yerinde düz bir yerde yapılmıştır. Bir kubbelidir. Mihrab tarafında yarım kubbesi daha vardır. Lakin o kadar yüksek değildir. Camiin içinde sütun yoktur. Orta kubbe etrafında sağlam kemerler vardır. Mihrabı ve minberi sanatlı değildir. Hünkar mahfili sağ taraftadır. İki kapılıdır. Biri sağ tarafta yan kapısı, diğeri kıble kapısıdır. Kıble kapısı üzerinde bir mermer üzerinde celi yazı ile şu tarih yazılmıştır: hamden lillah beyti mamur oldu bu. Sağ ve solda iki minaresi vardır. Avlusunun üç tarafı odalarla süslüdür. Ortasında cemaat maksuresi vardır. Bu maksure ile Eba Eyüp mezarı arasında göklere baş uzatmış iki çınar vardır ki, cemaat, gölgesinde ibadet ederler. Bu avlunun da iki kapısı vardır. Batı kapısının dışında büyük bir avlu daha vardır. İçinde dut ve diğer ağaçlarla yedi tane büyük çınar vardır. Bu avvlunun iki tarafında abdest muslukları vardır. Bu camiden başka şehir içinde seksen kadar mescid vardır ki dördü Mimar Sinan yapısıdır.”
Eyüp Sultan Resimleri bulabileceğiniz sayfa : http://www.alibeykoy.net
Kaynaklar
- Mehmet Nami Haskan, Eyüpsultan Tarihi, Eyüpsultan Vakfı Yayınları, İstanbul 1996.
Indir, Battlefield
Battlefield, Electronic Arts firmasının yaptığı bir bilgisayar oyunudur. 2005 yılında satışa sürülen bu oyun popülerliğini hala korumaktadır. Oyunda “Helikopter, tank, jip, panzer, uçak” gibi birçok araç kullanılabiliyor.
Oyunun genelde multiplayer (çoklu oyuncu) destekli olsada single player(tekli oyuncu) seçeneği mevcut. Eğer internet üzerinden yani multiplayerden oynarsak dünya çapındaki oyuncularla kıyasıya çarpışabiliyoruz 64,32 ve 16 kişilik haritalarda oynanan bu oyun oldukça zevkli ve oyunun en güzel yanlarından biri de oyunda ne kadar oyuncu öldürürsek ona göre Rütbe kazanmamız ve dünya çapında sıraya girmek. Oynayabildiğimiz ülkeler şunlar;Çin ordusu,Amerikan Donanması,Orta Doğu Koalisyonu.
Oyunun minimum sistem gereksinimleri:
- İşlemci:1.7 GHz
- Hafıza(RAM):512 MB
- Harddisk alanı:2.3 GB
- Ekran Kartı:128 MB (1.4 Shader destekli)
Dış Bağlantılar
- Battlefield Demo Download
Indir, Uğur Işılak
Uğur Işılak (d. 15 Kasım 1971, Almanya Neviges), Türk müzisyendir.Aslen Ankara Koçhisar’lıdır.Kendini milliyetçi,muhafazakar olarak tanımlayan sanatçı Avrupa doğup büyümüş olmasına rağmen milli değerlerine sıkı sıkıya bağlıdır.Çağımızın ozan geleneğini taşıyan sanatçılarındandır.İlk, orta ve lise öğrenimini Almanya’da tamamladıktan sonra Açık Öğretim İktisat Fakültesinde öğrenimine devam etti. Çocukluğunu, Almanya’nın Neviges şehrinde geçiren sanatçı, daha sonra ailesiyle birlikte Gelsenkirchen şehrine taşındı. Henüz çocukluk yıllarında, şiire ve şairlere olan merakı ile sekiz yaşlarında ilk şiirlerini yazmaya başladı. Oniki yaşlarında ağabeyi Abdullah Işılak’tan bağlama çalmayı öğrendi. Bağlamada çalmayı öğrenmekle birlikte, genelde halk edebiyatı normlarında yazdığı şiirlerini, onüç yaşında bestelemeye başladı ve ilk albümünü 1988 yılında dinleyicinin beğenisine sundu. Albümün promosyonuyla beraber Avrupa’nın muhtelif yerlerinde konser verdi.
Kendi kaset çalışmalarını devam ettirmek amacıyla 1990 yılında Almanya’da ses kayıt stüdyosu kurarak aranje ve tonmaisterlik yeteneklerini de geliştirdi. Yaklaşık 15 yıllık profesyonel sanat hayatında, sözü ve müziği kendisine ait olan 250′ye yakın eser ve yüzlerce şiir ortaya koydu. ”Dönen Alçak Olsun” isimli albümünü müzikseverlere sunmak amacıyla Temmuz 1998 yılında Türkiye’ye yerleşen sanatçı, yapım, promosyon ve dağıtım amacıyla “Divan Müzik” şirketini kurdu. 2000 yılında aynı şirkette çıkardığı “Söyleyeceklerim Var” isimli albümüyle sanat dünyasında adından söz ettirmeyi başardı.
Sanatçı, ardından 2001 yılında çıkardığı “Yıldırım Gibi” adlı albümünün promosyonuna paralel olarak 8 hafta “Uğur Işılak’la Ozanca” isimli kendi TV programını sundu. Sanatçı son olarak, 2002 yılında “Ben Ağlarsam Kıyamet Kopar” adlı albümünü piyasaya sürdü.
Albümleri
- Aşkın Cenazesi Var (Yeni Albüm)
- Dönen Alçak Olsun
- Söyleyeceklerim Var
- Yıldırım Gibi
- Ben Ağlarsam Kıyamet Kopar
- Kalabalık Yalnızlara & Ozanca
- Sil Baştan
- Kim Kime Dum Duma
- Duy Sesimi
- Şafak Özlemi
- Haykırış Serisi (1,2,3,4,5 ve Son Haykırış)
- Gelen Şafak
- Gönül Türküsü
- Haydi Anadolu Single
Dış bağlantılar
- (Resmi web sitesi)
- Işılak Net
- Uğur Işılak’ın Canlı Yayın Performansı Video
- Uğur Işılak’ın Video kliplerini İndir(download) Video
Indir, Uğur Işılak
Uğur Işılak (d. 15 Kasım 1971, Almanya Neviges), Türk müzisyendir.Aslen Ankara Koçhisar’lıdır.Kendini milliyetçi,muhafazakar olarak tanımlayan sanatçı Avrupa doğup büyümüş olmasına rağmen milli değerlerine sıkı sıkıya bağlıdır.Çağımızın ozan geleneğini taşıyan sanatçılarındandır.İlk, orta ve lise öğrenimini Almanya’da tamamladıktan sonra Açık Öğretim İktisat Fakültesinde öğrenimine devam etti. Çocukluğunu, Almanya’nın Neviges şehrinde geçiren sanatçı, daha sonra ailesiyle birlikte Gelsenkirchen şehrine taşındı. Henüz çocukluk yıllarında, şiire ve şairlere olan merakı ile sekiz yaşlarında ilk şiirlerini yazmaya başladı. Oniki yaşlarında ağabeyi Abdullah Işılak’tan bağlama çalmayı öğrendi. Bağlamada çalmayı öğrenmekle birlikte, genelde halk edebiyatı normlarında yazdığı şiirlerini, onüç yaşında bestelemeye başladı ve ilk albümünü 1988 yılında dinleyicinin beğenisine sundu. Albümün promosyonuyla beraber Avrupa’nın muhtelif yerlerinde konser verdi.
Kendi kaset çalışmalarını devam ettirmek amacıyla 1990 yılında Almanya’da ses kayıt stüdyosu kurarak aranje ve tonmaisterlik yeteneklerini de geliştirdi. Yaklaşık 15 yıllık profesyonel sanat hayatında, sözü ve müziği kendisine ait olan 250′ye yakın eser ve yüzlerce şiir ortaya koydu. ”Dönen Alçak Olsun” isimli albümünü müzikseverlere sunmak amacıyla Temmuz 1998 yılında Türkiye’ye yerleşen sanatçı, yapım, promosyon ve dağıtım amacıyla “Divan Müzik” şirketini kurdu. 2000 yılında aynı şirkette çıkardığı “Söyleyeceklerim Var” isimli albümüyle sanat dünyasında adından söz ettirmeyi başardı.
Sanatçı, ardından 2001 yılında çıkardığı “Yıldırım Gibi” adlı albümünün promosyonuna paralel olarak 8 hafta “Uğur Işılak’la Ozanca” isimli kendi TV programını sundu. Sanatçı son olarak, 2002 yılında “Ben Ağlarsam Kıyamet Kopar” adlı albümünü piyasaya sürdü.
Albümleri
- Aşkın Cenazesi Var (Yeni Albüm)
- Dönen Alçak Olsun
- Söyleyeceklerim Var
- Yıldırım Gibi
- Ben Ağlarsam Kıyamet Kopar
- Kalabalık Yalnızlara & Ozanca
- Sil Baştan
- Kim Kime Dum Duma
- Duy Sesimi
- Şafak Özlemi
- Haykırış Serisi (1,2,3,4,5 ve Son Haykırış)
- Gelen Şafak
- Gönül Türküsü
- Haydi Anadolu Single
Dış bağlantılar
- (Resmi web sitesi)
- Işılak Net
- Uğur Işılak’ın Canlı Yayın Performansı Video
- Uğur Işılak’ın Video kliplerini İndir(download) Video
Indir, Skype
İnternet üzerinden mesajlaşma ve telefon görüşmesi yapılmasını sağlayan bir programdır.
VoIP teknolojisini kullanır. KaZaa programı geliştiricileri tarafından kodlanmıştır. Ekim 2005′te Ebay tarafından satın alınmıştır.
Tarihçesi
- 23 Nisan 2003: Skype.com and Skype.net alan adları kaydoldu.
- 29 Ağustos 2003: İlk beta sürümü kullanıcılara sunuldu.
- 15 Haziran 2004: SkypeOut’u destekeleyen ilk beta sürümü (0.98.0.28) çıkarıldı.
- 20 Ekim 2004: İlk defa 1 milyon Skype kullanıcısı aynı anda bağlandı.
- 14 Şubat 2005: 2 milyon aktif kullancı bağlandı.
- 10 Mart 2005: SkypeIn beta sürümü başladı.
- 18 Mayıs 2005: 3 milyon aktif kullancı bağlandı.
- 31 Ağustos 2005: Skype ses kalitesi artırılmış “1.4 beta” sürümünü çıkardı.
- 12 Eylül 2005: eBay.com Skype’ı satın alacağını açıkladı ve 18 Ekim 2005′de satışın tamamlandığını duyurdu.
Dış Bağlantılar
- Skype 1.4.0.71 Beta Download
- Skype Resmi Sitesi
- English lessons with Skype
- Skype konuşmalarınızı kaydedin
Indir, DivX
DivX, üstün sıkıştırma yöntemi ve kalite kaybını en aza indiren tekniğiyle son yıllarda kullanıcılar arasında olağanüstü rağbet görmüş DivX, Inc. (eski adıyla, DivXNetworks) tarafından geliştirilen görüntü sıkıştırma biçimidir (video codec). DivX, sayısal videoyu MPEG-4 bölüm 2 “Advanced Simple” profili uyumlu sıkıştırarak görece az görsel kayıpla videonun kompakt bir biçimde saklanabilmesini sağlar.
Popülerlik ve yaygınlık nedeniyle, MPEG-4 standardı sadece görüntü kodlamasında kullanılmaktadır; DivX ile kodlanmış görüntü içeren dosyalarda ses kısmı AAC (MPEG-4 ses kodlama standardı) yerine MP3 ya da AC-3 ile kodlanır. Windows ve Macintosh ortamlarında çalışan DivX codec ve uygulaması dışında “DivX” logosu taşıyan oynatıcılar ya da oynatıcı yazılımları DivX yazılımı içermemekte, ancak DivX ile sıkıştırılmış filmleri oynatabilmektedir.
DivX 3.11 Alpha ve önceki sürümler, Microsoft’un (sadece ASF içinde kullanılabilen) MPEG-4 Sürüm 2 video çözücü/açıcısı (codec) kırılarak geliştirilmiştir. Bu şekilde codec’in AVI gibi ASF harici muhafazaları da desteklemesi sağlanmıştır. Daha sonra 2000 yılında sıfırdan geliştirilen DivX 4.0 piyasaya sürülmüş, bunu 2002′de DivX 5.0 ve 2005′de DivX 6.0 izlemiştir. DivX 4 öncesinde DivX Networks şirketi kurulmuş, daha sonra şirket DivX, Inc. adını almıştır.
DivX 4, açık kaynak kodlu OpenDivX üzerine geliştirilmiş, ancak DivX Networks şirketi “amacına ulaştıktan sonra” OpenDivX kodu kapalı hale getirilmiştir. Kod kapatılmadan önce alınan kod parçalarıyla açık kaynak kodlu XviD codec’i geliştirilmiştir. XviD yazılımı da açık kaynak kodlu ve Microsoft çalışmasından bağımsız olmasına rağmen MPEG-4 video kodlamanın doğası gereği ABD ve Japonya’yı da içeren bir grup ülkede yazılım patentlerini ihlal ettiğine inanılmaktadır.
DivX, DVD kopyalamanin kitleler için erişilemez olduğu bir dönemde çıkarak DVD filmlerin az görsel kayıpla CDlere yazılabilmesini sağladığı ve (3.11 alpha sürümünün) çıkış noktası itibariyle korsan olmasıyla çok tartışılan bir yazılım olagelmiştir. Buna ek olarak, DivX 4.0-5.2 arası sürümler ile gelen kötü niyetli yazılımlar, kitleleri DivX alternatiflerine yöneltmiştir. DivX, aynı zamanda BS Player, VirtualDub ve FlaskMPEG gibi bir dizi programın da yaygınlaşmasını sağlamıştır.
Günümüzde DivX sıkıştırma biçiminden daha yüksek verim sunan MPEG-4 bölüm 10 (AVC ve H.264) sıkıştırıcılar giderek daha popülerleşmektedir. Apple QuickTime ve x264 yazılımları H.264 sıkıştırmayı desteklemektedir.
DivX kullanacaklara
Dış bağlantılar
- Bedava DivX indir!
- DivX resmi sitesi
- Türkçe DivX Altyazı ve Teknolojisi üzerine dokümanları edinebilir, pano’larında bu gelişime yardımcı olabilirsiniz.
- Divx dizi satış sitesi
- vizyon divx filmler
Indir, F-14
F-14 Tomcat, 1970 yılında Grumman Aerospace tarafından üretilen değişken geometrili kanat yapısına sahip avcı uçağı. Uçak çift motorludur ve iki pilot vardır. A, B ve D versiyonları vardır. Rus muadili Su-27′dir.
F-14, Amerika Birleşik Devletleri ve İran tarafından kullanılmıştır. AWG-9 silah kontrol sistemi sayesinde AIM-54 Phoenix füzesini aynı anda 6 farklı hedefe gönderebilir. Orta menzilli hava çatışma görevlerinde AIM-7 Sparrow füzelerini ve it dalaşı için AIM-9 Sidewinder füzeleri ile 20 mm lik top kullanabilmektedir. F-14 ün değişken geometrili kanatları ona sabit kanatlı uçaklarla sağlanamayacak bir avantaj kazandırmaktadır.F-14 hızlandıkça kanatları otomatik olarak geriye çekilir. F-14 Tomcat donanmadaki Phantom ların yerini almıştır. Uçak gemilerinde ilk hat saldırı ve gemiyi savunma görevlerini üstlenmektedir. Yüksek hava muharebe yeteneklerine rağmen Tomcat orta menzil saldırı uçağı durumuna da getirilmiştir. UNS/GPS sistemleri ile JDAM ın entegrasyonu uçağı aynı zamanda çok iyi bir saldırı uçağı da yapmıştır.Yapılan yenilemelerde çok amaçlı göstergeler(MFD), baş üstü göstergesi (HUD) ve HOTAS da vardır.Tüm bunlarla uçağın hizmet süresi 2010 yılına kadar uzatılmıştır. Ancak son alınan kararla F14 ve AIM-54 Phoenix]] füzesi hizmet dışı edilmiştir.
F14′LER Soğuk Savaşta vurucu güç olan Amerikan uçak gemilerine olası Rus hava saldırısında 200+km den yani Rus uçakları hedefe kitlenmeden vurulmasını sağlamak için üretilmiştir.Kullandıklar iki adet jet türbini afterburner tipi jet türbinidir. motorun büyük bir bölümü Afterburner için egzos kısmından oluşur. Afterburnde iken motor yüzde 180 güç üretmesine rağmen yakıt tüketimini 4 kat artmaktadır. Bu yüzdendirki motorları çabuk eskimektedir. Egzos kısmının genişliği daha fazla sıcağa dayanıklı metaryel gereksinimini artırmaktadır.
Konu başlıkları |
Teknik özellikleri http://de.wikipedia.org/w/index.php?title=Grumman_F-14&oldid=21652223
- Servis tabanı: 56.000 ft (17.070 metre)
- Menzil: 2000-5000 KM
- Motor türü: F-110-GE-400
- Radar sistemi: AWG-9 (Aşağı bak, aşağı indir)
- Top: 1× M61 Vulcan 20 mm
- Havadan Havaya Muharebe Füzeleri AAM
- AIM-54 Phoenix
- AIM-7 Sparrow
- AIM-9 Sidewinder
- Yükleme Konfigürasyons:
- 2× AIM-9 + 6× AIM-54
- 2× AIM-9 + 2× AIM-54 + 3× AIM-7
- 2× AIM-9 + 4× AIM-54 + 2× AIM-7
- 2× AIM-9 + 6× AIM-7
- 4× AIM-9 + 4× AIM-54
- 4× AIM-9 + 4× AIM-7
- Bombalar:
- GBU-10
- GBU-12
- GBU-16,
- GBU-24
- GBU-24E Paveway I/II/III LGB
- GBU-31
- GBU-38
- JDAM
- MK-20 Rockeye II
- MK-82
- MK-83
- MK-84
Kullanan Ülkeler
- ABD
- Iran
Dış bağlantılar
- F-14 videoları
Notlar
Indir, DivX
DivX, üstün sıkıştırma yöntemi ve kalite kaybını en aza indiren tekniğiyle son yıllarda kullanıcılar arasında olağanüstü rağbet görmüş DivX, Inc. (eski adıyla, DivXNetworks) tarafından geliştirilen görüntü sıkıştırma biçimidir (video codec). DivX, sayısal videoyu MPEG-4 bölüm 2 “Advanced Simple” profili uyumlu sıkıştırarak görece az görsel kayıpla videonun kompakt bir biçimde saklanabilmesini sağlar.
Popülerlik ve yaygınlık nedeniyle, MPEG-4 standardı sadece görüntü kodlamasında kullanılmaktadır; DivX ile kodlanmış görüntü içeren dosyalarda ses kısmı AAC (MPEG-4 ses kodlama standardı) yerine MP3 ya da AC-3 ile kodlanır. Windows ve Macintosh ortamlarında çalışan DivX codec ve uygulaması dışında “DivX” logosu taşıyan oynatıcılar ya da oynatıcı yazılımları DivX yazılımı içermemekte, ancak DivX ile sıkıştırılmış filmleri oynatabilmektedir.
DivX 3.11 Alpha ve önceki sürümler, Microsoft’un (sadece ASF içinde kullanılabilen) MPEG-4 Sürüm 2 video çözücü/açıcısı (codec) kırılarak geliştirilmiştir. Bu şekilde codec’in AVI gibi ASF harici muhafazaları da desteklemesi sağlanmıştır. Daha sonra 2000 yılında sıfırdan geliştirilen DivX 4.0 piyasaya sürülmüş, bunu 2002′de DivX 5.0 ve 2005′de DivX 6.0 izlemiştir. DivX 4 öncesinde DivX Networks şirketi kurulmuş, daha sonra şirket DivX, Inc. adını almıştır.
DivX 4, açık kaynak kodlu OpenDivX üzerine geliştirilmiş, ancak DivX Networks şirketi “amacına ulaştıktan sonra” OpenDivX kodu kapalı hale getirilmiştir. Kod kapatılmadan önce alınan kod parçalarıyla açık kaynak kodlu XviD codec’i geliştirilmiştir. XviD yazılımı da açık kaynak kodlu ve Microsoft çalışmasından bağımsız olmasına rağmen MPEG-4 video kodlamanın doğası gereği ABD ve Japonya’yı da içeren bir grup ülkede yazılım patentlerini ihlal ettiğine inanılmaktadır.
DivX, DVD kopyalamanin kitleler için erişilemez olduğu bir dönemde çıkarak DVD filmlerin az görsel kayıpla CDlere yazılabilmesini sağladığı ve (3.11 alpha sürümünün) çıkış noktası itibariyle korsan olmasıyla çok tartışılan bir yazılım olagelmiştir. Buna ek olarak, DivX 4.0-5.2 arası sürümler ile gelen kötü niyetli yazılımlar, kitleleri DivX alternatiflerine yöneltmiştir. DivX, aynı zamanda BS Player, VirtualDub ve FlaskMPEG gibi bir dizi programın da yaygınlaşmasını sağlamıştır.
Günümüzde DivX sıkıştırma biçiminden daha yüksek verim sunan MPEG-4 bölüm 10 (AVC ve H.264) sıkıştırıcılar giderek daha popülerleşmektedir. Apple QuickTime ve x264 yazılımları H.264 sıkıştırmayı desteklemektedir.
DivX kullanacaklara
Dış bağlantılar
- Bedava DivX indir!
- DivX resmi sitesi
- Türkçe DivX Altyazı ve Teknolojisi üzerine dokümanları edinebilir, pano’larında bu gelişime yardımcı olabilirsiniz.
- Divx dizi satış sitesi
- vizyon divx filmler
Indir, Abalone (oyun)
Abalone iki kişi ile oynanan bir zeka oyunudur. 1989 yılında Michel Lalet ve Laurent Lévi tarafından geliştirilmiştir.
Konu başlıkları |
Oyunun Özellikleri
Abalone altı köşeli ve altmış bir delikten oluşan bir yüzeyde, küre şeklinde olan on dört adet beyaz ve on dört adet siyah taşla oynanır. Mermer taşlarla yapılan sumo güreşi diye de özetleyebileceğimiz oyunda amaç rakibin altı taşını oyun alanının dışına atmaktır. Sınırsız kombinasyona sahip bir zeka oyunu olmasının yanında öğrenilmesi de çok kolaydır. Ayrıca mermer taşlar oyuncuları fiziksel olarak da rahatlatır. Rakibin taşlarını iterken çıkan tık-tık-tık sesini müziksel bulanlar bile vardır.
Oyunun kuralları
Hareket Ettirme
Oyunu her zaman siyahlar başlatır. Aşağıda görülen standart açılış dizilimidir. Beş taş arkada altı ortada üç taş ise öndedir. Oyunda taşlar üç şekilde hareket ettirilebilir:
- Tek bir taşı en yakınındaki bir deliğe
- İki veya üç taşı çizgisel bir yöne
- İki veya üç taşı kendilerinin yan taraflarına (taşlar aynı yönde hareket ettirilmelidir)
Hamle yapılırken taşlar bir delikten fazla hareket ettirilimezler. Hamle sırasında her oyuncunun sadece bir adet(rakip oyuncunun taşını oyun alanının dışına itse dahi) hamle hakkı vardır.
Rakip Oyuncunun Taşlarını İttirme(Sumito)
Eğer aynı çizgi üzerinde bir oyuncunun taşları diğer oyucunun taşları bitişikse ve rakip oyuncunun taşından bir veya iki fazla taşı var ise bu durumda taşı fazla olan oyuncu rakibinin taşlarını bir deliği geçmeyecek şekilde itebilir; bu hamleye Sumito denir. Sumitonun olması için rakip oyuncunun taşlarının arkasında bir adet boş delik bulunması lazımdır. Sumito sadece çizgisel yönde olabilir yatay şekilde olmaz. 3 adet Sumito vardır:
- 2-1 Sumito: Kendi iki taşınızla rakibin bir taşını itersiniz
- 3-1 Sumito: Kendi üç taşınızla rakibin bir taşını itersiniz
- 3-2 Sumito: Kendi üç taşınızla rakibin iki taşını itersiniz
Eğer rakip çizgisel yönde üç veya daha fazla taş dizmişse bu taşları rakibin dizdiği yönde itemezsiniz. Abalone’de aynı anda en fazla üç taş hareket ettirilebilir.
Dış Bağlantılar
- AbaloneGames.com - Resmi sitesi (İngilizce/Fransızca/Almanca)
- NetAbalone - İntenet üzerinden oynamak için modülü indir
- I-ABALONE - Haberler, online turnuvalar, sonuçlar, forum (İngilizce/Fransızca)
- Forum - Çözümler üzerine bir forum (İngilizce/Fransızca)
- AbaloneTheory-Forum - Oyun üzerine teoriler (İngilizce/Fransızca/Almanca)
- abalone_prog - Abalona programlaması hakkında Yahoo grubu
- dmoz.org - Abalone bağlantıları, çoğu bilgisayara karşı oynama ile alakalı
- My Lovely Abalone - 2006′daki en kuvvetli bilgisayar rakibi
Indir, Mustafa Sait Yazıcıoğlu
Mustafa Sait Yazıcıoğlu (d. 1949, Sürmene, Türkiye), Türk siyasetçi.
Prof. Dr. Mustafa Sait Yazıcıoğlu, 22 Şubat 1949 yılında Trabzon’un Sürmene ilçesinde doğdu. Babasının memuriyeti sebebi ile ilkokul ve ortaokulu Milas’ta, liseyi 1967 yılında Aydın’da tamamladı.
1967 – 1971 yılları arasında Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nde lisans yaptı.
Bir yıla yakın bir süre Diyanet İşleri Başkanlığı merkez teşkilatında çalıştı.
1972 – 1977 yılları arasında Milli Eğitim Bakanlığı adına doktora öğrenimi yapmak üzere Fransa’ya gönderildi.
1975 yılında 4 aylık kısa dönem Yd.Subay olarak askerliğini tamamladı.
1977 yılında Dr. Asistan olarak Ankara Üniveristesi İlahiyat Fakültesine girdi.
1983 yılında “Matüridi ve Nesefi’ye göre insan hürriyeti kavramı” konulu teziyle Doçent oldu.
1988 yılında Profesör oldu.
17 Haziran 1987 - 3 Ocak 1992 yılları arasında 14. Diyanet İşleri Başkanı olarak görev yaptı.
14 Şubat 1993 yılında Cumhurbaşkanlığı kontenjanından Yükseköğretim Kurulu Üyeliğine atandı.
21 Temmuz 1994 tarihinde Ankara Üniversitesi İlâhiyat Fakültesi Dekanlığı’na atandı.
10 Mayıs 1996 tarihinde UNESCO Türkiye Milli Komisyonu Yönetim Kurulu Üyeliğine seçildi.
3 Kasım 2002 seçimleri ile AKP Ankara Milletvekili olarak TBMM’ye girdi.
5-10 Mart 2004 tarihinde İslam Konferansı Örgütü Parlamento Birliği (İKÖPAB) Türk Grubu Başkanlığı yaptı.
22 Temmuz 2007 seçimleri ile meclisteki görevine devam etti.
29 Ağustos 2007 yılında 60. hükümette “Devlet Bakanı” olarak görev aldı.
Evli ve iki çocuk babasıdır. Eski Valilerden Recep Yazıcıoğlu’nun kardeşidir.
“Matüridi ve Nesefi’ye Göre İnsan Hürriyeti Kavramı” isminde meb yayınlarından çıkan bir kitabı vardır.
Bazı yazıları:
- Hızır Bey ve “Kaside-i Nuniye”si
- Eş’arı’nin hayatı
- İnsan fiili ve bir Kur’ân-ı Kerim ayeti.
- Maturîdî kelâm ekolünün iki büyük siması: Ebû Mansur Maturîdî ve Ebu’l-Mu’in Nesefî.
- Mâturidî kelâmında insan hürriyeti meselesi.
- Hızır Bey ve “Kaside-i Nunîye”si
- İlâhiyat Önlisans Programı
- Cumhuriyetin 75.yılında Din Ögretiminde Yeni Hedefler
- La Critıque De L’Enseignem Et En Particulier Celui Du Kalâm
Bazı çevirileri:
- Gardet, Louis: İslam “din ilimleri” içinde ilm-i kelamın yeri üzerinde bazı düşünceler.
- Hanafi, H[asan]: Teoloji mi antropoloji mi?
Kaynaklar:
- http://www.divinity.ankara.edu.tr/tr/indir/makale52-88.pdf
- http://www.divinity.ankara.edu.tr/tr/indir/bibliyografya.pdf
- http://www.divinity.ankara.edu.tr/tr/indir/tez.pdf
- http://www.kimkimdir.gen.tr/kimkimdir.php?id=1867
Indir, Çalışan CD
Çalışan CD, işletim sistemi çekirdeği yüklenmiş CD.
Çalışan CD’ler kullanılarak sadit disk’e gerek kalmadan bilgisayarda işletim sistemi başlatılabilir. Bu yöntemin farklı kullanım amaçları vardır.
Kullanım amaçları
- Bazı GNU/Linux dağıtımları sistemlerinin kurulum yapılmadan denenebilmesi için Kurulan CD öncesinde Çalışan CD sürümleri çıkarmaktadır.
- Herhangi bir nedenden dolayı normal yollarla işletim sistemi başlatılamadığında bilgisayardaki kaynaklara erişim için kullanılır.
- İşletim sisteminin sabit diske kurulumu için gerekli ortamın hazırlanmasında kullanılır.
Kaynakça
Indir, MPlayer
MPlayer çokluortam biçimlerine herhangi bir diğer medya oynatıcıdan daha fazla destek veren özgür bir ortam oynatıcısıdır. Desteklediği biçimlerin tamamlanmamış bir listesi aşağıdadır:
- Fiziksel ortam: CDler, DVDler, Görüntü CDleri
- İçerik Biçimleri: 3gp, AVI, ASF, Matroska, MOV, MP4, NUT, Ogg, RealMedia
- Görüntü Çözücüler: 3ivx, Cinepak, DivX, DV, H.263, H.264, HuffYUV, Indeo, MJPEG, MPEG-1, MPEG-2, MPEG-4, RealVideo, Sorenson, Theora, WMV, XviD
- Ses Çözücüler: AAC, AC3, ALAC, AMR, FLAC, MP3, RealAudio, Shorten, Speex, Vorbis, WMA
MPlayer ayrıca görüntü göstermek için çeşitli çıktı sürücülerini destekler:
X11, DirectX, Quartz Compositor, VESA, SDL ve hayali olarak da ASCII sanatı,Blinkenlights.
MPlayer internetteki tüm genel aktarım biçimlerini oynatabilir ve dosyaya kaydedebilir.
Program Linux, Unix-benzeri, Windows ve Mac OS dahil olmak üzere birçok
işletim sisteminde çalışabilir.
MPlayer GNU Genel Kamu Lisansının 2. sürümü altında dağıtılır.
Önceden “MPlayer - Linux İçin Film Oynatıcı” ile adlandırılıyordu, ancak artık daha fazla işletim sistemi desteklediği için “MPlayer - Film Oynatıcı” olarak kısaltıldı.
MPlayer öncelikli olarak bir komut satırı uygulamasıdır fakat isteğe bağlı olarak X Pencere Sistemi altında çalışan grafiksel arayüz (GMPlayer) de kullanılabilir. Ayrıca farklı alternatif grafiksel arabirimleri de mevcuttur.
Çoğunlukla görüntü ve ses çözücüleri, yerel olarak, FFmpeg projesinin libavcodec kütüphanesi ile destekleniyor. Açık kaynak çözücülerinin yeterli olamadığı durumlarda ise, MPlayer çalıştırabilir dosyalara başvurur. Hatta Windows DLL dosyalarını WINE projesinin DLL yükleyicisi yardımıyla doğrudan kullanabilir.
CSS şifre çözücü yazılımı, Windows çözücüsü kullanımı, yazılım patentleri tarafından kordunan çözücülerin bulundurulması, GPL’e uyumsuz OpenDivX içermesi nedenleriyle bazı sorunlar yaşadı. Bu nedenle, Debian dağıtımına yeni girebildi.
Geliştirilmeye 2000 yılında başladı. Bir süre sonra programcı Árpád Gereöffy’e birçok kişi katıldı. Başlangıçta, birçok geliştirici Macaristandan idi, ama bugünlerde geliştirciler dünya her yerinden. Árpád Gereöffy MPlayer’ın ikinci nesil sürümünü yapmaya başladığı için Alex Beregszászi 2003 yılından beri MPlayer’ın başında. Maalesef MPlayer G2 birkaç sebebten dolayı durakladı.
Yardımcı bir program, film kodlayıcı MEncoder, yukarıda yazılı biçimlerden bir görüntü ve bir ses dosyası alarak bunları farklı biçimlere kodlayabilir, isteğe bağlı olarak çeşitli dönüşümler gerçekleştirebilir.
Ayrıca bakınız
- Ortam oynatıcıları listesi
- Ortam oynatıcıları karşılaştırması
Dış bağlantılar
- Resmi MPlayer Web Sitesi
- İndir
- Desteklenen çözücü listesi
- MPlayer ile ilgili projeler
- MPlayer OS X
- Mozilla için MPlayer tarayıcı eklentisi
- MPlayerXP - thread based fork of mplayer
Indir, Abalone (oyun)
Abalone iki kişi ile oynanan bir zeka oyunudur. 1989 yılında Michel Lalet ve Laurent Lévi tarafından geliştirilmiştir.
Konu başlıkları |
Oyunun Özellikleri
Abalone altı köşeli ve altmış bir delikten oluşan bir yüzeyde, küre şeklinde olan on dört adet beyaz ve on dört adet siyah taşla oynanır. Mermer taşlarla yapılan sumo güreşi diye de özetleyebileceğimiz oyunda amaç rakibin altı taşını oyun alanının dışına atmaktır. Sınırsız kombinasyona sahip bir zeka oyunu olmasının yanında öğrenilmesi de çok kolaydır. Ayrıca mermer taşlar oyuncuları fiziksel olarak da rahatlatır. Rakibin taşlarını iterken çıkan tık-tık-tık sesini müziksel bulanlar bile vardır.
Oyunun kuralları
Hareket Ettirme
Oyunu her zaman siyahlar başlatır. Aşağıda görülen standart açılış dizilimidir. Beş taş arkada altı ortada üç taş ise öndedir. Oyunda taşlar üç şekilde hareket ettirilebilir:
- Tek bir taşı en yakınındaki bir deliğe
- İki veya üç taşı çizgisel bir yöne
- İki veya üç taşı kendilerinin yan taraflarına (taşlar aynı yönde hareket ettirilmelidir)
Hamle yapılırken taşlar bir delikten fazla hareket ettirilimezler. Hamle sırasında her oyuncunun sadece bir adet(rakip oyuncunun taşını oyun alanının dışına itse dahi) hamle hakkı vardır.
Rakip Oyuncunun Taşlarını İttirme(Sumito)
Eğer aynı çizgi üzerinde bir oyuncunun taşları diğer oyucunun taşları bitişikse ve rakip oyuncunun taşından bir veya iki fazla taşı var ise bu durumda taşı fazla olan oyuncu rakibinin taşlarını bir deliği geçmeyecek şekilde itebilir; bu hamleye Sumito denir. Sumitonun olması için rakip oyuncunun taşlarının arkasında bir adet boş delik bulunması lazımdır. Sumito sadece çizgisel yönde olabilir yatay şekilde olmaz. 3 adet Sumito vardır:
- 2-1 Sumito: Kendi iki taşınızla rakibin bir taşını itersiniz
- 3-1 Sumito: Kendi üç taşınızla rakibin bir taşını itersiniz
- 3-2 Sumito: Kendi üç taşınızla rakibin iki taşını itersiniz
Eğer rakip çizgisel yönde üç veya daha fazla taş dizmişse bu taşları rakibin dizdiği yönde itemezsiniz. Abalone’de aynı anda en fazla üç taş hareket ettirilebilir.
Dış Bağlantılar
- AbaloneGames.com - Resmi sitesi (İngilizce/Fransızca/Almanca)
- NetAbalone - İntenet üzerinden oynamak için modülü indir
- I-ABALONE - Haberler, online turnuvalar, sonuçlar, forum (İngilizce/Fransızca)
- Forum - Çözümler üzerine bir forum (İngilizce/Fransızca)
- AbaloneTheory-Forum - Oyun üzerine teoriler (İngilizce/Fransızca/Almanca)
- abalone_prog - Abalona programlaması hakkında Yahoo grubu
- dmoz.org - Abalone bağlantıları, çoğu bilgisayara karşı oynama ile alakalı
- My Lovely Abalone - 2006′daki en kuvvetli bilgisayar rakibi
Indir, DivX
DivX, üstün sıkıştırma yöntemi ve kalite kaybını en aza indiren tekniğiyle son yıllarda kullanıcılar arasında olağanüstü rağbet görmüş DivX, Inc. (eski adıyla, DivXNetworks) tarafından geliştirilen görüntü sıkıştırma biçimidir (video codec). DivX, sayısal videoyu MPEG-4 bölüm 2 “Advanced Simple” profili uyumlu sıkıştırarak görece az görsel kayıpla videonun kompakt bir biçimde saklanabilmesini sağlar.
Popülerlik ve yaygınlık nedeniyle, MPEG-4 standardı sadece görüntü kodlamasında kullanılmaktadır; DivX ile kodlanmış görüntü içeren dosyalarda ses kısmı AAC (MPEG-4 ses kodlama standardı) yerine MP3 ya da AC-3 ile kodlanır. Windows ve Macintosh ortamlarında çalışan DivX cod